Dolaylı kendinden nefret, kronik, yayılmacı ve habis bir yapıya sahiptir ve bütün bu özelliklerine karşın fark edilmesi neredeyse her olayda imkansızdır. Dolaysız kendinden nefretin gelip gitmesinin aksine dolaylı kendinden nefret kalıcıdır ve etkisi uzun sürelidir. Daha doğrusu eğer bilinçli olarak durdurulmazsa dolaylı kendinden nefret bir ömür boyu sürebilir.
Kendinden nefret duygusu olmayan kişilerde hayatın amacı mutlu olmaktır. Aziz olma arzusu, mazoşizm, içine kapanıklık, bağımlılık, saldırganlık, despotluk, mükemmeliyetçilik, sadizm, intikamcılık, hayattan el etek çekmek gibi nevrotik durumlar hep kendinden nefretin sonuçlarıdır.
Karen Horney, insanın gerçek kişiliğinden, yaşamakta olduğu kişiliğinden, nefret ettiği kişiliğinden ve idealize ettiği kişiliğinden söz etmektedir. Gerçek kişiliğimiz, eğer nevrotik değilsek kim olduğumuzdur. Yaşadığımız kişiliğimizse sağlıklı ve nevrotik özelliklerimizin dahil olduğu kişiliğimizdir. Nefret ettiğimiz kişiliğimiz, kendimizi nevrotik bakış açısı ile nasıl gördüğümüzdür. İdealize ettiğimiz kişiliğimizse, imkansızın ve erişilmezin parıltılı hayalidir.
Bu erişilemeyecek hayale ulaşamayan kişi kendi kendinden nefret edecektir. Bu çeşitli nevrotik özelliklerin, gururumuzu besleyen kendine özgü kuralları vardır.
Kişisel gururumuz için başkalarından ve genel olarak dünyadan beklentilerimiz vardır. Beklentilerimize karşılık alamadığımızda incinen gururumuz kendimizi aşağılamamıza ve böylece daha fazla nefret etmemize neden olur. Burada yine, Horney’in, “insanın gururunu anlamanın, onun nevrotik yapısını anlamaya yardımcı olduğu” görüşüne tamamen katıldığımı belirtmek isterim.
Ancak, benim genel ilgi alanım ve üzerinde durmak istediğim konu, kişinin kendisine hoşgörülü davranmayı öğrenmesidir. Horney’in “gerçek kişilik” olarak