"Cılkı çıkmıs bir dünya zindanında insanın kendisini anlayabileceği ve kayıtsızca içerisinde bulunduğu hali kabulleneceği kişilere denk gelmiş olması ne büyük bir lütuftur."
"Uçsuz bucaksız olan hayallerinde varmak istediği yere kestiremeyince uçurumun kenarında hissediyordu kendisini. Kimsenin yapamadığını yapabilmek, kimsenin olmadığı kişi olabilmek, kimsenin çıkmadığı yollara çıkıp, kimsenin ulaşamadığı yerlere ayak basabilmek..."
Selamlar kitap dostlarım sizlere kısa ama sarsıcı, ismi ile bile sizi derin bir yolculuga cikartacak bir kitap ile geldim.
Buna Can Dayanır Mı?
Ali ve ailesi Esendere'nin etrafında bulunan köyde, geçimini hayvancılıkla saglayarak yaşamlarını idame ettiriyorlardı. Ali aralarında ikişer yaş bulunan 3 kardeşin ortancasıydı. Liseyi yeni bitiren Ali sabah erkenden koyunları otlatmaya çıkarsa da içinde hep bir eksiklik hissederdi ve bu eksikliği daha konforlu bir yaşam için sehirde dolduracagini dusunuyordu. Hem ailesine destek olmak, hem de sevdiği Gülizar'ı ile daha iyi bir hayatı olsun diye şehire gidip çalışmaya karar verdi. Babasinin arkadasının vasıtasıyla şantiyede işe başladı. Bir süre sonra bazi seylerin hayal ettiği gibi olmadigini farketti. Izin icin koye dondugunde ise umdugunu bulamaz, ne kadar mutsuz oldugunu söylese de kimse destek olmaz ve sehre geri dönmek zorunda kalir. Sonrası ise kitapta saklı.
Ali neden umdugunu bulamadi?
Gülizar ile sonu ne oldu?
Ali santiyeye döndükten sonra ne yaşadi?
Hepsinin cevabi kitapta. Ali'nin hikayesi kısa gibi görünse de etkisi uzun sürecek. Insanin en ağir yükü, yine insanin kendisidir. Keyifli okumalar dilerim