“Ah özensizlik, umursamazlık, sıradanlık
Her yanımızı saran bir boş vermişlik duygusu. Beğenilme güdümüzü tatmin için plastik cerrahi. Örselenen ruhlarımıza plastik sanatlar, yapay ilişkilerin fırça darbeleriyle sürdürülen plastik yaşamlar.
Nereden çıktı bu plastik çiçekler?
Neden plastik bu çiçekler. Özen göstermeye gerek bırakmayan bir güzellik bir birliktelik arayışı mı? Tıpkı evlilikler gibi. Savruk hayatların, tutunamamanın, kök salamamanın ve zamansızlığın her daim zamansızlığın dışa vurumu mu?
Etiketleri yırtılmış, eğilip bükülmüş ama içinde taşıdığı cana inat ayakta duran konserve kutuları süslemiyor artık pencere pervazlarını.
Nereye gitti hercai menekşeleriyle övünen, tomurcukların sardunyalarıyla konuşan komşular, gül ve hanımeli kokularının birbirine karıştığı dingin balkonlar ?
Ne zaman vazgeçti ortancalar teneke kutuları mesken edinmekten?
O uzak kentlerdeki karmaşada her şeye karşın yeniden tomurcuklanan yaşam sevinçlerine yer kalmadı mı? Gökdelenlerin gölgesinde başını kaldıramıyor mu kır çiçekleri? O kentlerin koşuşturmasından vaz mı geçildi nergisin kokusundan?
Basit yaşamak zorlaştı. İnsanlar kente teslim oldu.
Preslenmiş insan yığınları, pvc pencereler, kavuçuk papuçlar, plastik uzaktan kumandalar, naylon insan ilişkileri…
Çabalamadan güzellikleri ellerinde tutmak isteyen plastik yaşamlar.”