Bir engereği ne kadar köşeye sıkıştırırsan sana misliyle saldırır demiş Bay Viper namıdiğer Ryder Viper.
Başlamadan önce uyarı geçmem gerekiyor. Bu kitap KESİNLİKLE çok çok KISITLI BİR KİTLEYE hitap ediyor.
İlk olarak konudan bahsetmek gerekirse Roxy, arka sokak barı tarzında suçluların uğrak noktası diyebileceğimiz bir barın sahibi. Annesi ölmüş, babasını da reddetmiş çünkü kendisi şeref yoksunu bir adam.
Hikâyesi de bu adam nedeniyle başlıyor; babası borçlarını ödemek için yıllardır görüşmediği kızını şehrin en belalı mafya (?) ailesine satıyor.
Senelerdir bu saçma senaryoyu duyarım; mafyaya satılan aile üyeleri. Hiç okumamıştım, şimdi okuma imkânı buldum ve tahmin ettiğim gibi; saçma. Ama neyse biz devam edelim.
Bu Vipers dediğimiz kardeşler... Eh, manyaklar ki şehri yönetmeye kadar gelmişler. Ufak bir tanıtım yapacak olursam; Viper Ailesinin yüzü Ryder, onun gerçek kardeşi ve bahis işlerini yürüten Kenzo, fiziki gücü temsil eden yarma Garrett ve alevleri gerçek anlamda yalayan Diesel. Bu beylerin her biri sorunlu. Ama öyle "Benim anam kötüydü o yüzden alkolik oldum, insanları o yüzden dövüyorum," tarzı bir sorun değil.
Bu arkadaşlar biri bunlara ters bir şey söylediklerinde karşı tarafın alnını kurşunla renklendiriyorlar. Ve evet, hepsinin geçmişinde bir sorun var.
Şimdi... Kitaba ilk başladığımda olaylar heyecanlıydı. Roxy'nin bu heriflere beyzbol sopasıyla dalmasını ve savaşçı ruhunu çok eğlenceli bulmuştum. Gerçek anlamda bir savaşçı. Kıza vurulmaz lafını hiçe saymalarına da çok güldüm çünkü Roxy'e yumruk atarak bayıltmışlardı. Yani kitap benim için farklılıklarla dolu olarak başlamıştı.
Sonra olaylar biraz garipleşti.
Ben tek eşliliğe gönül vermiş biriyim. Bu kitapta da beklentim o yöndeydi. Kitap, her bir karakterin bakış açısından olayları ele