Anadolu'da İslam'ın koruyucusu olarak sağlığına dua edilen halife, bir Avrupa kültürü hayranıydı. Alaturka müziğin ruha kasvet verdiğini, alafranga müziğin ise insanı neşelendirdiğini söylerdi.
Yıldız Sarayı tek bir bina değil bir şehirdi. Camisi, karakolu, bankası, hastanesi, postanesi, müzesi, eczanesi, muhafız alayları, operası, tiyatrosu, seramik fabrikası, marangozhanesi, hayvanat bahçesi ile binlerce kişinin yaşadığı bir şehir.
Doktor nefret ettiği adamın sözleri karşısında ezildiğini hissetmeye başladı. Ömrü bütün dünyayla siyasi tartışma içinde geçmiş bir adamla bu konularda laf yarıştıramayacağını anlamış, neredeyse Padişah'a hak verecek hale gelmişti, çünkü söyledikleri reddedilemeyecek tarihi gerçeklerdi.