Yıllar, bazı anıları siler; bazılarını ise daha da derinleştirir. Üniversitenin kalabalığında yürürken, onu ilk gördüğüm anın ağırlığı hala omuzlarımda taşıdığım bir yük gibiydi.
Gözlerimiz kesiştiğinde kalbim hızlandı, ama tanımadığıma dair o soğuk bakış, aramızdaki mesafeyi daha da büyüttü. Uzun zaman sonra karşılaşmanın heyecanı yerini, bilinmezliğin ve geçmişin gölgesine bırakmıştı.
O, bambaşka biri olmuştu; yılların getirdiği değişim yüzünden onu tanımakta zorlandım. İçimde, “Acaba hala aynı mı?” sorusu yankılanıyordu.
İçimden bir ses, ona yaklaşmamı söylerken, diğer bir ses susmam gerektiğini fısıldıyordu. Kalbim ve mantığım arasındaki o çatışma, yılların sessiz bir vedasıydı belki de...
Bu karşılaşmanın ardında yatan sırlar, çözülmeyi bekleyen düğümler vardı. Ve ben, o an, her şeyin değişeceğini hissediyordum.