Gerek dış gerekse iç gerçeklikten kaynaklanan duygularımızın asli görevi bize ne olmak ve nasıl yaşamak istediğimizi,yani değer ve ideallerimizi göstermektir.
Duygularımızın bu yönünü iyi anlar ve onları iyi değerlendirirsek hayatımızı genellikle olumlu yönde etkileyip geliştirirler. Ancak olumsuz duygularımızı çeşitli nedenlerle yanlış değerlendirirsek,hayatımızı olumsuz yönde etkileyip sağlıksız davranışsal sonuçlara yol açabilirler. Bu olumsuz sonuçlara yol açan şey, o duygunun kendisi değil, o duyguyla ilgili değerlendirmemiz ve bununla ilişkili davranışlarımızdır.
Ruhsal sıkıntı durumlarında düşüncenin işe yaramaz hale gelip sorun oluşturduğu yer,insan ilişkileri ve kendimizle,diğer insanlarla ilgili düşünce ve inançlarımızdır.
Eğer olumsuz duygularımız olduğunda onları bastırmaya,yok etmeye çalışırsak ya da onlara eşlik eden düşüncelere gerçekmiş gibi davranırsak o duygular devam eder ve peşimizi bırakmaz.
"O halde,kişilerin eninde sonunda kaybedecekleri bir durumda hiçbir şey yapmayarak en azından kaybı azaltmaları,uğraşmaktan ve boşa enerji harcamaktan daha uygun bir strateji gibi durmaktadır.Depresyondaki kişinin eninde sonunda kaybedeceği bir yer olduğu için yapilacak en iyi şey,en azından bir şey yapmayarak kendine var olan "kaynağı" tüketmemek ve yıpranmamaktır. Depresif düşünme sistemi şöyle çalışır:"Eğer arkadaşım olmazsa arkadaşımı kaybetme riskim de olmaz." ve "Hiçbir şey kazanamayacaksam bari elindekini koruyayım."