Yazmak benim için bir direnişe dönüştü artık. Yazmasam hayatta olduğuma kendimi ikna edemeyeceğim sanki. Yazabildiğim sürece varım, varsam yazmalıyım. Mektup, makale, şiir, öykü, roman, şarkı... Yeter ki yazmak olsun.
Hayat sizin olsun, gülmeler sizin; çirkeflikler, rezillikler, sevişmeler, cinayetler, ağlamalar, aldatmalar, mutluluklar, pespayelikler, ucuz yaşamalar hep sizin olsun.
İran'da saçı göründü diye "ahlaksız polis" tarafından katledilen Jina Mahsa Amini'nin kederli kara gözleri sehpanın üstündeki gazeteden bana bakıyor. Sehpanın altındaysa İranlı kadınların dokuduğu İran kilimi... Kilim ayaklar altında, Mahsa omuzlar üstünde.
Her şey niye bu kadar zor ki, bir ben mi anlamıyorum? Karnını doyurmak, başını sokacak bir ev bulmak, sevişmek... Bir yerde terslik var, kocaman bir yanlış var gibime geliyor.