Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kitabın çeyreğini okudum ve okumaya devam ediyorum. Erkenden -unutmamak adına- bir yorum yazmak istedim. Birkaç bölümde paragraflar arası bağlantı ve akış yoktu bu beni biraz rahatsız etti. Özellikle “kılıç ve kın” bölümünde bunu çok hissettim.
Kitabı okuduğum kısma kadar anlattığı ve önem verdiği konular değerli olsa da, duyguları bastırmayı öneren bir anlatıma çıktığı için birkaç konuda yazarla fikir ayrılıklarım oldu. Örneğin,kıskançlık konusunu ele alırken, kıskançlığın kötü olduğunu dini bir referans ile açıklıyor. Kıskanmanın aşağılık olduğunu ve kıskançlık yerine örnek alınması gerektiğini söylüyor.
Duygularımızı hissettiğimiz anda bastırmak, zaman vermeden ve anlamadan rafa kaldırmak tehlikelidir. Hemen rafa kaldırmak örnek alma, kendimizi gelişme yolunda tehlikeli olduğu gibi kişinin iç huzuru, öz kabulü için de tehlikeli olabilir.
Bunun gibi önemli noktayı yazarın kaçırdığını düşünüyorum.Bunun dışında verdiği motivasyonları beğendim.
“Hayat başkalarıyla bir rekabet değildir. En gerçek anlamıyla kendimizle rekabettir.”
İnsan aklı bazen anlamsız bir tutkuyla kabar, kontrolsüz bir kederle çalkalanır, endişe ve şüpheyle savrulur. Sadece bilge insan, düşüncelerini kontrol eder. Öfke rüzgârlarına diz çöktürür ve fırtınalara itaat ettirir.
Kitabı oldukça beğendim. Sindirmesi ve anlaması kolay bir kitap değil. Bir çok yerde kitabı çalışarak okudum ve okuduğum paragrafı anlandırmaya çalıştım. Yazar, kendimden parçalar bulduğum satırlarda, beni kitaptan kopartıp uzun süre düşünmeye sevk etti. Oldukça rahatsız edici ama gerekliydi. Kitabın son kısmını tatlı buldum. Kitapla ve yazarla sarılarak veda etmek gibi bir histi.
Bence herkesin okuduktan bir süre sonra tekrar dönüp okuması gereken değerli bir kitap. Özsaygının Altı PrensibiNathaniel Branden