Dilek Koç

Dilek Koç

, bir kitap okudu
10/10
·464 syf.·
31 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2026 23:09
·
2026 8. kitabı
Reklam
Dilin taşıdığı kimlik, kültür, tarih
Arapça kelimelerin çokluğu, her Özbekistan seyahatimde sürekli dikkatimi çeken bir konudur. Şimdi Türkistan'ın doğusunda aynı şeyle karşılaşıyordum. Demek ki kocaman bir coğrafyada milyonlarca insanın dili ve kelimeleri birbirine benzerdi. Aynı anneden süt emen kardeşler gibi, Türkistan coğrafyasının Müslüman halkları aynı kaynaktan besleniyordu. Kimlikleri, kültürleri ve tarihleri aynıydı. Çin de zaten tam olarak bunu fark ettiği için, aradaki irtibatları kesmek, kadim bağlantıları koparıp atmak ve Uygurları köksüzleştirmek hedefini güdüyordu. Dile düzenlenen saldırıların amacı buydu.
Sayfa 82 - Ketebe Yayınevi·Kitabı okudu
"Bir insan dini kabul eder, dindar olur veya olmaz; Allah'a inanır veya inanmaz. Ama kültür bağlamında o toplumun hayatını asırlarca biçimlendiren büyük bir kültürel mirasın bir çırpıda yok sayılması, kültürel devamlılık açısından çok korkunç. Allah'a inansanız da inanmasanız da bu toplumda yaşıyorsanız, bu toplumun tanrıyı Allah ismiyle andığını bilirsiniz. Sera bitkisi yetiştirme misyonu, Allah'ın ismini Gott şeklinde öğretmekle başlıyor bence. Siz gayrimüslim veya başka bir milletten değilsiniz ki... Bir kuşak evvel samimi bir dinî hayat yaşayan kimselerin torunları, Allah isminden habersiz yetişiyor. Burada Batılılaşmanın çok yanlış anlaşıldığı apaçık... Eğer bir yaratıcı olduğu fikrini reddediyorsanız bundan hiç bahsetmeyeceksiniz, bahsedilecekse Allah ismini telaffuz edeceksiniz... Gerekiyorsa Gott kelimesinin de yabancı dildeki karşılığı olarak öğretilmesi pekâlâ mümkün. Burada dilin de yozlaştırılması var. Türkçeden evvel öğretilen başka diller, Türkçe konuşan bir toplumla düşünce bağlarını da köreltecektir. Çünkü bütün bunlar bir bilinç düzeyinde olmuyor. Ben gidip Almanca öğreneyim demiyorsunuz. Bunlar size belli bir yaşam tarzının gerekliliği olarak dayatılıyor. Türkçeden evvel Almanca öğreniyorsunuz. Adı üstünde anadil... Ben anadilden önce "dadıdil" öğrendim. Kaç kişi böyle bir hayat yaşamış olabilir ki?"
Sayfa 49 - Ketebe Yayınları·Kitabı okudu
"Batı hayranlığı yanı başındaki hakikati fark edemeyecek kadar bu insanları körleştirmiştir. Bence ibretlik bir şey ve burada mühim olan, benim annem, babam ve benim hayatım değil; biz gelip geçici, küçük şeyleriz. Ama bu küçük ünitede, benim hayatımda yaşanan bu vahşet, toplumun bütün katmanlarında şiddet farklılıklarıyla yaşanıyor. Ve makro planda da yaşanıyor. Felaket burada..."
Sayfa 49 - Ketebe Yayınları·Kitabı okudu
Reklam