Dinçer polat

Dinçer polat
@Dincerpolat
Kırklareli İğneada
9 okur puanı
Mart 2023 tarihinde katıldı
Bir insanın Allah'tan bulabileceği en büyük belalardan biridir " HİSSİZLİK ".
İnsan ve Duygular
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"İnsan düşünebilen bir hayvandır."demiş Aristo. Elbette ki diğer hayvanlar da düşünüyor ama dünya üzerinde var olan tüm hayvanlardan daha gelişmiş daha iyi düşündüğümüz için kendimizi üstün varlık olarak kodlamışız. Şehirler, yollar, santraller, sosyal mekanlar inşaa etmişiz. Tüm kainat bize çalışıyor, bizim hizmetimizde diyoruz. Oysa ne kadar etten kemikten olduğumuzun farkında bile değiliz. Düşünen bir varlık olmamıza rağmen düşünmemeye zorlanıyoruz. Sabah 8 akşam 5 yemek ye bir çay iç yoruldun yat. E düşünmek...? Neyim? Kimim? Amacım ne? Kainattaki yerim ne kadar? Bunları mı düşüneceğiz(!)? Akşam ne yemek yesem? Patron acaba şu güne izin verir mi? Ayakkabım eskidi yenisi kaç para acaba? Bunları düşünmek varken neden felsefik düşünelim ki? Düşünen hayvanız düşünmekten muafız. Peki hayvanlığımız..? Hayvan dediğin doğayla iç içe olur. Saçma sapan mangal piknikleri dışında doğada ne işimiz olur gri beton yığını şehirlerde hapsolmak dururken. Korna sesleri, tozlu ve fabrika dumanı sarmış gökyüzü, birbirine günaydın bile diyemeyen insanlar, sevmediği işe giden asık çirkin yüzler... İnsan, insan, insan... Hayvan gibi görünen ama doğadan uzak yaşayan düşüncesiz kodlanmış robottan farkı olmayan canlı varlık...
İnsan ve Duygular
Herkesin yarasına merhem olurda insan kendi yarasının kanında nasıl boğulur anlamıyorum. Bu kadar nankör müydü insanoğlu? Kimse kimsenin gözlerinin içine bakıp "gerçekten iyi misin?" diye neden soramıyor? Ne ara bu kadar duygusuz bencil yaratıklara dönüştük?
İnsan ve Duygular
Avutulmuş Gerçekler
Yürüyorum bir sokak ortasında. Ellerim cebimde, dudağımda sigaram, Çatmadan sağa sola, bakmadan göğe Bakmadan ardıma öylece yürüyorum. Bir amca görüyorum sonra üstü başı yıpranmış. Bir maden işçisi gibi eşeliyor çöp torbalarını. Kıymetli bir cevheri görmüş gibi açtı bir poşeti hemen. Yarısı ısırılmış bir dürümü şehvetle attı ağzına. Dişleriyle öğütürken şaşırtıcı bir şekilde haz duyuyordu yediğinden. Üstü başı perişan, dudağında doyacak diye oluşan tatlı tebessüm. Görmemem lazım bunları istese iş bulur çalışır. Eli ayağı tutuyor sonuçta. Fakat ya evi yoksa? E çalışan herkesin evi mi var canım bulsun yatılı bir iş. Ya herhangi bir tahsili yoksa? E her iş tahsil mi istiyor sanki gitsin beden işçisi olsun. Ya sağlık durumu elverişli değilse? Bırak ya ne elverişi öyle olsa sokaklarda nasıl yaşıyor. Belki de yaşamıyordur, sen yaşadığını sanıyorsundur? Aaaaaaa yeter ama vicdan! Ben rahatlatmaya çalışırken kendimi, kimseyi umursamayacakken adamı bana görürdün zaten, şimdi de acı tabloları anlamamı sağlama ben sana görme duyma söyleme diyorum. Hem ne demişler "cehalet mutluluktur.". Ben beni mutsuz eden şeyleri görmek, duymak, konuşmak istemiyorum. Bilmek istemiyorum çünkü "bilmemek mutluluktur.". Ben sadece mutlu olmak istemiyorum beni rahat bırak. Haklısın o adamın şükretmesi lazım demi? Onun gibi olup çöpte o yarım dürümü bulamayanlar var demi? Hah böyle konuş işte beni bu şekilde avut. Dinçer Polat
Belkide bu toprakların kaderiydi tüm bu yaşananlar. Peki neydi kader dedikleri? Tanrının yazdığı mı? Bence tanrı insanlarla uğraşmayı çoktan bıraktı. Kullar azdı. Azdıkça kendini tanrı ilan etmeye başladı. O günden sonra kendi kaderini kendi kanıyla yazmaya başladı insan denen mahlukat. Çarkı bozulmaya başladı dünyanın,tıpkı insanların kanı gibi. Kimileri cennetten arsa sattı, kimileri düşünceleri astı. Her şeyi boşverdimde o buram buram gübre kokan tezek kuleleri arasında mis gibi masumiyet kokan çocuklarla saklambaç oynamayı özledim. Dinçer Polat
İnsan ve Hayat