Flying Whale

Reklam
6/10
·405 syf.·
Beğendi
·
9 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2018 17:45
·
2018 5. kitabı
Leo Malet
8.2/10 · 108 okunma
William Shakespeare - Sone 66
Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni, Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez. Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini, Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,  Değil mi ki ayaklar altında insan onuru, O kız oğlan kız erdem dağlara kaldırılmış, Ezilmiş, hor görülmüş el emeği, göz nuru, Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş, Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,  Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene, Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,  Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen’ e, Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,  Seni yalnız komak var, o koyuyor adama
Kara Üçleme (Hayat Berbat)
"Ben on altı yaşında ne yaptığımı hatırlıyorum,'' dedim. "Mesela on altı yaşına bastığım senenin temmuz ayında, yani senin on birine bastığın yıl, yayan bir şekilde avarelik ediyordum. Bazen trene biletsiz biniyordum Buna karambole getirmek derler. Dışarılarda yatıyordum. Şehirde de kırda da, dışarıda yatıyordum. Bir kimyasal ürünler fabrikasında çalıştım. On beş frank yövmiye alıyordum. Beni fosfor bölümüne vermişlerdi. Suyla dolu bir kazanın içinde kocaman bloklar vardı; bir çekiç ve bir makas kullanarak parçalara ayırıyorduk. Aletlerin çarpmasıyla şimşekler çakıyor ve havayla temas edince alev alıyorlardı; ellerimin üzerleri ve bileklerim yanıklarla dolmuştu; her gün yemek yemiyordum ve dışarıda yatıyordum ve sen on bir yaşındaydın, sevgilim, iyi sülalelerden gelen küçük kızların gittiği bir yatılı okulda okuyan uslu bir öğrenciydin. Daha o zamandan zariftin, ışık saçıyordun, şimdiki gibi güzeldin ve kim bilir, belki de kışkırtıcıydın... Seni özellikle on dört yaşındayken hayal etmeyi seviyorum. O yaşta, değerinin ne olduğunu biliyordun sanıyorum. Ben, on dokuz yaşındaydım ve hiçbir değerim yoktu. Geze geze yolun bir limana düşmüştü. Sen on dört yaşında kızıl saçlar, güzel kırmızı dudaklar, hâlâ bozulmayan o harikulade tenin... ve geceleyin, sen yumuşacık yatağında huzur içinde Beyaz Atlı Prens'i düşlerken, ben, ağızları kokan ve her tarafları pis olan yağlı paçozların gıcırdayan ve tahtakurusuyla dolu döşeklerde kendilerini düşük fiyata art arda on beş tipe düzdürdükleri denizci batakhanelerine musallat olmuştum... Bizi bir evren ayırıyordu ve buna rağmen karşılaştık, sevgilim. Bu belki de bir yerlerde yazılıydı...
Sayfa 114·Kitabı okudu
Kara Üçleme (Hayat Berbat)
Gloria'ya bakıyordum; gözlerine, burnuna, ağzına, çenesine, kızıl saçlarının iki kahkülü arasından çıkan kulaklarına bakıyordum. Silueti beni sarhoş ediyordu. Şakaklarım bir cenderede sıkışıyor gibiydi. Annemin matemini tutup tutmadığımı bilmiyordum. Mümkündü bu, ama annem hiçbir şarkıda anılmıyordu ve bir gün Gloria'ya onun elinden öleceğimi söylemiştim ve bu sözü tekrarlayan aptal bir şarkı vardı ve ilk karşılaşmamız sırasında efkar ve kaktüsler üzerine  olan nakarat bu dudaklardan dökülüyor. Kimin elinden öleceğimden habersizdim, Gloria'nın mı, annemin mi, kendimin mi? Ama ölecektim, bütün ölülerin yanına gidecektim ve içimi saran duygu ne hüzünlü ne de neşeliydi; sade bir şekilde yansız ve korkunç bir şekilde matematikseldi; iki kere iki dört ediyordu, hayat bu kadar berbattı ve ben bir mezarlıktım...
Sayfa 135 - Metis·Kitabı okudu
Reklam