Sissoylu - Son İmparatorluk
Bu, okuduğum ilk Sanderson kitabıydı. Rüzgarın Adı serisinin devamının gelmemesiyle oluşan boşluğu doldurmak için uzun zamandır bir arayıştaydım ve sonunda son yılların yükselen, üretken yazarı Brandon Sanderson ile tanıştım.
Kitaba gelecek olursak; genel olarak akıcı, merak uyandıran, hızlı okunabilen ve sade bir dile sahipti. Nispeten kalın olmasına rağmen betimlemelerden uzak, daha basit bir anlatım tercih edilmişti. Yazar kendi evrenini ve özgün bir büyü sistemini kurmuş. Bu sistemde kullanılan güçler fantastik olsa da sınırları, günümüz dünyasında geçerli fizik kurallarıyla çizilmiş. Toplumda az bulunan “Siskanlar” yalnızca itme veya çekme gibi belirli güçlerden birini kullanabilirken, onlardan da nadir olan “Sissoylular” ise bir nevi “avatar” gibi hepsini kullanabiliyor.
Açıkçası güç sistemini çok beğenmedim. Metallerin içindeki gücü “harlama” fikri ilginç olsa da, normal bir savaşta itme-çekme gibi yeteneklerin yaratıcı kullanım biçimleri beni pek etkilemedi. Ben, fantastik serilerde fizik kurallarından bağımsız, daha sınırsız güçleri tercih ediyorum.
Karakterlere gelirsek; ne çok derin ne de yüzeysel diyebilirim. Orta seviyede derinlikleri var; geçmişleri sade, anlaşılması kolay. Kitap akıcı, okunması kolay ve merak uyandırıcıydı. Hemen ikinci kitaba başladım. Yine de Yüzüklerin Efendisi, Rüzgarın Adı ya da Dune gibi derinlik arayan biri olarak aradığım yoğunluğu bulamadım. Fakat yine de okunabilir, keyifli bir seri başlangıcıydı.