"Sen benim ilk evimdin. Yaralı bir çocuğa açabilecek sağlam kollar vaat eden ilk umudumdun. Sen yanımdayken rastladığım her çocuğu kendi çocuğum sandım. Sen yanımdayken içimdeki öksüz çocuk kalabalık bir aile oldu sandım."
"İşte, bir karara tereddütsüz varabilmek herhalde böyle bir şeydir, Reha. Şimdi yirmi beş yaşında görmüş geçirmiş, olgun bir kadın olarak dönüp o yıllara bakıyorum da, on dokuz yaşında genç bir kız evlilik kadar dehşetli bir değişikliğe ancak böyle "Evet" diyebilir diyorum kendi kendime. Bir insana sığınmak, bir insana tam bir güvenle sığınmak, uzun sürmüş bir gemi yolculuğunda çokça sallandıktan sonra nihayet karaya ayak basmak, her biri yabancı sayısız sokak arasında kaybolmuşken girdiğiniz daracık sokakta ansızın denizle karşılaşmak, boşlukta gözü kapalı sağlam bir göğse yaslanmak, beklenmedik bir el tarafından, düşecekken kaldırılmak, ağlayacakken avutulmak, çalkalanacakken durulmak; inanmak, emniyet, sadakat, herhalde ancak bir başkasının avucundan su içmektir."
"Senin ruhunun bütün gizli kapaklı yanlarını kavradım... ve anladım ki umudum boşunaymış. Çok buruldum tabii! Ama aşkım, yüreğimle öylesine birleşmişti ki, o da karardı ama sönmedi.