Bugün herkes daha mutlu, daha sağlıklı, daha güzel, daha akıllı, daha güçlü, daha zengin, daha iyi olmaya çalışıyor. Midemi bulandıran bu "daha iyi olma çabası" milyonları esir almış halde. Sosyal medya sabah uyanır uyanmaz parmağında tektaş yüzükleri ile ilk iş önce mükemmel eşi ve muhteşem çocukları ile mutlu selfieler çeken, sonra son model arabası ile tam anlamıyla tatmin bulduğu harika işine gidip dünyayı değiştirmenin peşinde koşan, sözde anlamlı hayatlar yaşayanların fotoğrafları ile dolu. Herkes pozitif, herkes iyi, herkes mutlu, herkes şahane... Dünya bir cennet...
Elbette bunca çobanın ve koşturmanın içindeyken kimse asla durmamalı, kendiyle baş başa kalmamalı, her zaman iyi işlerle meşgul olmalı, oyalanmaya devam etmeli. Çünkü eğer dururlarsa ve bir an için kendileriyle yüzleşirlerse tüm bu çabaların ne kadar boş ve gereksiz bir oyundan ibaret olduğu gerçeği ile karşılaşırlar.
İnsan kendine karşı verdiği hiçbir mücadeleden galip çıkamaz. Yapılabilecek tek bir şey kalıyordu geriye:
Olduğun gibi görünmek, göründüğün gibi olmak....
Henüz kendini bedenini, tenini, sağlığını, çocuğunu, evini, sahip olduklarını, ailesini, arkadaşlarını, mahallesini, sokağını, semtini, hayatını içtenlikle sevip saymayan korumayan insanların evrensel sevgiden bahsediyor olmaları acıklı değil mi? Tutup her şeyi ve herkesi sevmekten söz etmeleri, başkalarına bunu dayatmaları ya da öğretmeye çalışmaları size de gülünç gelmiyor mu?