Dilan

Reklam
İnsanları dudaklarından değil kalplerinden duyuyor ve anlıyordum.Onların gerçek kimlikleriyle gerçek düşüncelerine tanıklık etmek hoşuma gidiyordu.Tanıklık, bilmek demekti.Kalplerde olanları bilmek ise ağır bir yük... Çünkü bilgi öldürücü savaş silahları kadar tahripkâr olabiliyordu bazen.Mavera ile göbek bağı bulunanların dışında bilgiyi hazmedebilen çıkmıyordu. İnsanlar hep güçten yana tavır koyarken kalplerindeki daima saklıyorlardı. Tanıklık etmeye başladıktan sonra bilinmezleri bilmek, çözülmezleri çözmek ve aşılmazları aşmak için onca azgın çabalamanın içinde hep kendilerinden farklı biri olarak yaşamanın ağır yükünü onlardan almış gibiydim. Tanıyor, biliyor ve susuyordum. Kazananların kaybettiğini,yok edenlerin yok olduğunu, doğanların öldüğünü görerek susuyordum.
Akıl henüz insana hükmederken aşkta yücelmenin yolları kapalı durur. Çünkü akıl insana dünya ilgilerini, sevgili dışındaki varlıklarla ilişkilerini ve onları önemsemeyi telkin eder. Oysa âşık, sevgiliden başka en ufak bir şeyi önemsediği zaman gerçek aşka eremez....
Sevgi, ruhların çeşitli yaratıklar arasında bölünmüş parçalarının birleştirilmesdir.
Sadece yaşamın gerçekliğine uyum sağla, ruhun ağlamaya ihtiyacı varsa ağla, gülmeye ihtiyacı varsa gül, her deneyimi yaşa, kontrol etme. Şayet kontrol edersen bütün enerjini dışarıya akıtmış olacaksın. Sessiz ol ve yaşamın akışını izle, o akışta gelen her şey bir mucizedir.
Reklam