“Rahipler! Onlar etkilemenin sırlarını iyi bilirler.İlahilerle sizi idare eder,göğü yükselen kuleleri ve kubbeleriyle bizi bodur bırakırlar; boyun eğilme arzusunu kamçılar, doğaüstü kılavuzlar, ölümden korunma, hatta ölümsüzlük vaat ederler. Ama bir de aldıkları bedele bakın; din köleliği, zayıfa karşı hürmet, hareketsizlik, bedene karşı, zevke karşı, bu dünyaya karşı nefret. Hayır bu tür bir yatıştırma yolunu bu insanlık dışı yöntemi kullanamayız!Aklımızın gücünü keskinleştirmek için daha iyi yollar bulmalıyız.”
İnsanları etkilemek için akılcılığı bir kenara bırakıp daha aşağı düzeydeki becerileri kullanırsak elimize geçenin daha değersiz ve daha aşağı düzeyde bir insan olacağıdır.
“Bunu nasıl yeneceğinizi zamanla öğreteceğim. Uçmak istiyorsunuz ama uçmaya uçmakla başlayamazsınız. Size önce yürümesini öğretmek zorundayım ve yürümeyi öğrenmenin ilk adımı kendi kuralları olmayan insanın başkaları tarafından yönetilmek zorunda kalacağını anlamaktır. Başkalarının kurallarına uymak, insanın kendisini yönetmesinden çok hem de çok daha kolaydır.”
Heba Olan Dünler…
Çare yok mu bu cihanda?
Ehli olmuşum elemlerin..
Geldi gece yine bak bir anda..
Şuuru bitmiş bilenlerin..
İzah edemem beni bana
Aczim melûlse hep sabaha
Bu gözyaşım da yeni daha
Kurumuş yüreğimdeki vaha..
Söyle sana kefaretim ne?
Yaktın yine beni ihanetinle
Söyle yalan de kehanetin? ve
Bıraktın yine beni iyanetimle..
Heba olan dünlere mi yanayım?
Herkes beyaz bi ben mi karayım?