Kuran'a tekme atan gençler hakkında neden yazmıyorsunuz? Böyle mesaj var onlarca. Yazamadım, çünkü acım tarifsiz. Kelimeleri doğru seçememekten korkuyorum. Ama deneyeyim. Öncelikle bu tarz hadiseler vuku bulduğunda içimde oluşan duyguya bakıyorum. Öfke mi? Hayır değil. Kızmıyorum o yavrulara. Hatta içimi dolduran duygu öfkenin tam tersi bir şey. Merhamet... Evet evet, merhamet. Derin bir merhamet kaplıyor yüreğimi. Neden? Nedenini gül kokulu Nebi (sav) söylesin: "Çünkü bilselerdi yapmazlardı."
Sonra şunu soruyorum: "Neden bilmiyorlar?" Bu bir tespit sorgusu, suçlu aramıyorum. Yıllardır içinde bulunduğum akademik bilgi bana fısıldıyor: "Çocuklar ebeveynlerinden ve toplumdan öğrenirler." Ebeveyn yanımı sorguluyorum önce. Çocuklarıma kutsalı anlatıyor muyum? Anlatmaktan öte yaşatıyor muyum? Benim Kuran'la ilişiğim ne kadar? Kuran hayatımın neresinde?
Allah korusun olmaz ya, hadi diyelim bütün evlerdeki Kuranlar toplatılsa hayatımdan ne eksilir? Alt üst mü olurum? Yoksa sadece kütüphanemdeki bir kitap mı eksilmiş olur? Çünkü çocuğuma kutsalı öğretebilmem için hayatımın merkezinde, elimde, yanımda, yöremde tutarak çocuğuma "Bu önemli bir kitap" hissini yaşatmam lazım. Diğer türlü kütüphanedeki diğer kitaplardan ne farkı
olur?Sonra topluma bakıyorum, toplumun Kuran'la ilişkisini düşünüyorum. Aklıma daha yakın zamanda yaşadığım bir olay geliyor. Akademide bir hocam -ki kendisi akademik çalışmalarımı çok beğenir, çalışkanlığımdan ve özverili iş tutuşumdan hep övgüyle bahseder- Fitrat Pedagojisi kitabımı görüp de "Hatice, bilimsel ol biraz Ayetlerle çocuk eğitimi olur muymuş!"demişti.
Sonra yıllar içinde bilimsel bilginin ayetlere açılan pencerelerini anlattığım için ne kadar saldırıya uğradığım, hakaret işittiğim, acı çektiğim geliyor aklıma. Evet diyorum, toplumumuzda Kuran'a