Kız, gene mi çantami karıştırdın?
- Kitabınızın resimlerine baktımdı, küçük bey !.
- Ne diye bakıyorsun ?
- Hoşuma gidiyor.
Ona aşağıda yazacagim cümleyi bir gün, yukarıdaki «hoşuma gidiyon> cevabını aldıktan sonra söylemek istemiştim. Unutmadım, aşagı yukan şöyle idi:
«Kız, sen de benim hoşuma gidiyorsun. Hem de her gün yiyip sana vermedigim çok sevdigim şam fıstıklarımdan daha çok. Ama ben, hosuma gidiyor diye, seni, kabuklarından sıyırıp şam fıstığı gibi yeşil ve tatlı içini yiyor mu yum ? . . . »
«On yedi yaşında bir erkek çocuk, on yedi
yaşında bir kız çocuğunun elini tutarsa, otuz beş yaşındaki erkek, on yedi yaşındaki kızın kocasıda olsa "şaşmamalıdır,» dedim.
Hepimiz, sırtımızda ve elbisemizin
altında, gozlerimizin içinde bir müstakbel ölü gezdirmiyor muyduk ? Bir zaman içiin kendi ölüsünü görebilecek, seyredebilecek bir yaradılışta olsaydı da, bu ölü kalkıp ölüsüne baksaydı, herkes gibi biraz sararacak ve etrafındakilere:
- Bugün yemek yiyemeyecegim, - diyecekti.