Neşeli olunca ne sırıtıyor bu diye azarlanan, dertli olunca sabah akşam her derdine koştuğu insanlar tarafından "bizim de derdimiz var" diye ağzını açmadan susturulan, sırtında yüküyle yokuşları çıkarken otomobili ulaşım aracı olarak değil piyasa yapma aleti olarak görenler tarafından kahkahalarla alay edilen, kendisi hayata tutunma çabası verirken gömleğindeki ufak bir lekeden, pantolununun dizindeki bir sökükten ötürü "Kendini saldın" nutukları dinleyen, aynı tarz saçlı sokak çeteleri tarafından ortak hedef ve kolay av ilan edilen, sağcısıyla solcusuyla ülkesinin türlü partizanları tarafından bir tanecik oy kime gerek diyerek hep karşı kamptan gösterilen, camide bile kendi halinde tesbih çekmesi yadırganan, kafede kendi halinde bir bardak çay içmeye "çabaladığında" Dörderli sekizerli Z kuşağı kalabalıkları tarafından uzaylıymış gibi bakılan ve her an her türlü iftiranın atılması için en başat hedef seçilen garibanın hikayesi
"Ankara'da Kimsesiz Olmak"tır. Aman siz siz olun Ankara'da her şey olun ama sakın kimsesiz olmayın!