aysun s

aysun s
@DopplerEffecct
galiba İngilizce bilmediğimi anladı, çok temel konuşuyor benimle
Bugün bu satırları yazarken neden anksiyetem olduğunu daha iyi anlıyorum. Üniversitede ailemden uzaktım. Ben üzülmeyeyim diye birçok şeyi bana anlatmazlardı. Sonradan olup bitenleri öğrendiğimde, içimde büyüyen o korkuyu bastıramadım. Telefonum her çaldığında kötü bir şey mi oldu diye açmaya korkardım. Korkularımın üzerine mi gitmeliydim ? Yapmadım. Daha çok korktum. Sürekli üç adım sonra olacakları düşünmekten yorulduğumda ise düşünmeyi tamamen bıraktım. Korktuklarımın başıma gelmesini beklemektense ben onların yanına gittim. El ele verip beraber delirttik beni. Tüm bunları yaşarken kendime olan sevgimin azaldığını ya da başından beri kendime karşı herhangi bir şey hissetmediğimi farkettim. Kendini sevmeyen insan,başkasının onu seveceğinede inanmazmış bunu da öğrenmiş oldum. En çok bu konuda zorlandım. Çünkü herkese şüpheyle yaklaşmak, acaba mı demek, değer verip vermediğini sorgulamak,emin olmaktan korkmak beni çok yordu. Sevildiğini bilmek ama mümkün olmadığını düşünmek... İşte bütün hayatım bundan ibaret.
Reklam
Yatağımda oturuyorum. Ama sanki otururken koşuyor gibiyim. Nefes nefese doğruluyorum yokuş çıkar gibi. Göğüs kafesimde bir kuş saklanıyor, çıkmak için çırpınıyor tüm gücüyle. Elime alıyorum, kalbinin deli gibi çarpışını dinliyorum. Korkuyorum. Tükenmekten. Nefes almak hiç bu kadar yorucu olmamıştı. Tüm gücümü bu eylem için harcarken aklımdan geçen tek şey yatağın hangi tarafına doğru uzanıp uyumaya çalışacağım oluyor. Başımı yastığa yavaş yavaş bırakırken, göz kapaklarımdan içime akan anıları hissediyorum. Gelecekten değil geçmişten korktuğumu bir kez daha hatırlayarak sola dönüyorum.