Bugün bu satırları yazarken neden anksiyetem olduğunu daha iyi
anlıyorum. Üniversitede ailemden uzaktım. Ben üzülmeyeyim diye
birçok şeyi bana anlatmazlardı. Sonradan olup bitenleri öğrendiğimde,
içimde büyüyen o korkuyu bastıramadım. Telefonum her çaldığında kötü
bir şey mi oldu diye açmaya korkardım.
Korkularımın üzerine mi gitmeliydim ?
Yapmadım. Daha çok korktum. Sürekli üç adım sonra olacakları düşünmekten
yorulduğumda ise düşünmeyi tamamen bıraktım.
Korktuklarımın başıma gelmesini beklemektense ben onların yanına gittim.
El ele verip beraber delirttik beni.
Tüm bunları yaşarken kendime olan sevgimin azaldığını ya da başından
beri kendime karşı herhangi bir şey hissetmediğimi farkettim.
Kendini sevmeyen insan,başkasının onu seveceğinede inanmazmış bunu da
öğrenmiş oldum. En çok bu konuda zorlandım. Çünkü herkese şüpheyle yaklaşmak,
acaba mı demek, değer verip vermediğini sorgulamak,emin olmaktan korkmak
beni çok yordu. Sevildiğini bilmek ama mümkün olmadığını düşünmek...
İşte bütün hayatım bundan ibaret.