Normalde hep kısa söz paylaşırım ve uzun söz paylaşan kişilere anlam veremem ama bu sözümü çiğneyerek bir kaç şeyden bahsetmek istiyorum inşallah bu satırları sıkılmadan okursun.
Hikaye olarak başlayalım;
Bir hayatta küçük bir kız çocuğu varmış yaş aldıkça aklı oturmaya başlamış küçükken dokunmanın ne olduğunu anlamayan bir çocukmuş bu ama büyüdükçe anlamış kimseye anlatmamış..
Ailesi biraz sorumsuz birisiymiş, ona sürekli olarak bakmak zorunda değiliz her şeyi öğren diye diretiyorlarmış sorumluluktan kaçıyorlarmış.
Kız büyümüş arkadaşları onu dışlamış kız git gide hırçınlaşmaya başlamış her kes onu hırçın bir kız çocuğu olarak görmüş çok konuşurmuş…
Ne yapsa arkadaşları onu kabul etmemiş, onlar gibi olmuş ama yinede kötü olarak görülmüş hep.
Büyümeye devam etmiş tabi büyümek onu gitgide aklının yerine oturmasını sağlamış meraklı bir kızmış her şeye atlarmış. Bir süre sonra ailesinin ona yüklediği sorumluluk baskısı bir yandan sosyal çevresinin ağırlığı ile kız yapayanlız kalmış.
Ne yaparsa yapsın sanki hep eksik hissetmiş kendisini arkadaşları onu sevmemiş hiç ailesi ise bunun sorumlusu o olduğunu söylemiş “ seni nasıl sevsinler ki böyle?” demişler hep kız her gece rahatsızlık vermemek için sessiz sessiz ağlarmış.
Biraz daha büyümüş artık aklı her şeye yetiyormuş artık bütün duygularını belli etmeyen birisi olmuş hep gülen ve şımarık bir kız gibi görmüş her kes onu..
Bir gece ailesiyle kavga etmiş dayanamamış bileğini jiletlemiş ama korkmuş ailesine söylememiş, söyleyememiş kızarlar diye.
Ertesi gün bir yere yırtırdım demiş ailesine koluna dikiş attırmışlar o günden beri bunun yüküyle gezmiş.
Gel git zaman bir vakit annesine anlatmış bunu dayanamamış artık o yükle dolaşmaktan ama ailesi o vakitten sonra dahada sert olmuş ona karşı “ senin neyin eksik bu hayatta ,