Din felsefesi alanında doktora yapıyorum. Epistemoloji ve mantık başta olmak üzere felsefenin her alanına ilgi duyarım. Ayrıca fantastik ve epik romanları severim :)
En büyük asal sayı olmadığı gibi, belki de bütün mümkün dünyaların en iyisi diye bir şey yoktur. Belki onların bahsettiği şey, dans eden kızlarla ve çılgınca mutlu canlı varlıklarla dolu herhangi bir dünya yerine, daha da fazla dans eden kız ve daha da çılgınca mutlu canlı varlıklar içeren daha da iyi bir dünyanın varlığıdır. Eğer öyleyse, ikinci mümkün dünyanın birincisinden daha iyi olduğunu düşünmek mantıklı görünür. Fakat bunu, herhangi bir mümkün W dünyası yerine daha iyi bir W* dünyası vardır takip edeceğinden, bu durumda bütün mümkün dünyaların en iyisi, diye bir şey olmayacaktır. Bu açıdan bakıldığında argüman hiç de tatmin edici değildir.
Gerçekten de kötülüğün varlığından hareketle Tanrı’nın var olmasının olası olmadığı nasıl iddia edilebilir? Bunun nasıl yapılacağını kesinlikle göremesek bile, aslında mevcut kötülüğün miktarı ve çeşitliliğinin, Tanrı’nın varlığını olanaksız kılmadığını ve bunun nasıl tartışabileceğini anlayabiliriz.
Teistin, Tanrı’nın kötülüğe neden izin verdiğini bilmemesi, belki de teist için ilginç bir olgudur. Ancak tek başına Tanrı’ya olan inancın rasyonelliği hakkında bize çok az veya hiçbir şey göstermemektedir. Bu sebeple ateolojik argümanın başarıya ulaşabilmesi için, çok daha fazlasına ihtiyacı vardır.