Kayıp Cennet

·
Okunma
·
Beğeni
·
5337
Gösterim
Adı:
Kayıp Cennet
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944326506
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayıncılık
Dünyada ençok tartışma yaratan ve 500 milyondan fazla satan kitap ilk kez Türkçe'de.

Dünya Edebiyatının Kör Homeros'u diye adlandırılan büyük yazar

Olağanüstü, büyüleyici bir kitap.

Ey Yaratılanların en güzeli, Tanrı'nın yarattıklarının 
Sonuncu en iyisi, gözün görebileceği, aklın düşünebileceği en güzel şey, 
Kutsal, tatlı kadın! Nasıl böyle birden kaybettin kendini, 
Soldun ve ölüme yaklaştın? Yasağı nasıl ihlal ettin, 
Yasak kutsal meyveyi nasıl kopardın? Seni lanetli bir düşman kandırdı,
Ama kim bilmiyorum ve seninle beraber ben de mahvoldum; 
Hiç kuşkusuz seninle birlikte ben de öleceğim. 
Sensiz nasıl yaşarım? Senin tatlı konuşmandan 
Aşkından nasıl vazgeçerim de bu vahşi ormanlarda 
Kimsesiz yaşarım? Bir kaburgamı daha versem ve Tanrı 
Bir Havva daha yaratsa bile senin kaybını asla unutamam. 
Hayır, hayır! Doğanın bağı çekiyor beni, sen benim 
Etimsin, kemiğimsin, mutluluk ya da acılarda ayrılamayız biz.'
(Havva yasak meyveyi yedikten sonra Adem'in Havva'ya bağlılığının anlatıldığı bölümden)

15. yüzyılda İngiliz Edebiyatı'nın kör Homeros'u olan John Milton Adem ile Havva'nın cennetten kovuluşunu içeren dinsel bir mite edebi bir elbise giydirerek edebiyat tarihine çok değerli bir hazine bırakmıştır. Bu hazinede ilk günahın (yasak meyvenin yenmesi) çarpıcı yorumu, canlı bir dil ve edebi göndermelerle akıllara, gönüllere doyurucu bir okuma lezzeti hediye etmektedir.
(Tanıtım Bülteninden)
240 syf.
·9/10
Merhabalar Kayıp Cennet 15.yüzyılda Homeros’a ait olan yazıyı John Milton ise 17.yüzyılda yazdığı epik şiir tarzında tarihi edebiyata uyarlayarak Adem ve Havva’nın cennetten kovuluşunun hikayesidir.Kitapta Adem ve Havva’nın yasak meyveden yemesiyle başlıyor.John Milton’un dili çok çarpıcı ve akıcıydı.Ancak biraz mitolojik bildiler fazla olduğundan sıkılabilirsiniz.Kitapta en beğendiğim özelliği edebi olarak göndermelere yer vermesi ve hem akla hemde gönüle hitap eden bir eser olmasıydı.Nazan Bekiroğlu’nun La Sonsuz Hece kitabı ile aynı konuyu paylaşmasına rağmen çok farklı bir eserdir.Kitapta yasak meyve yedikten sonra Adem ve Havva’nın birbirine olan bağlılığı ve sevgisinin anlatıldık bölümde sanki okumuyoruz da yaşıyoruz gibi hissettim.Genel olarak okuyucuyu sıkacak olan tek şey cümlelerin uzun ve betimlemeler olabilir.Adem ve Havva’nın birbirine olan sevgisinin ve bağlılığının arttığı bölümden bir alıntı eklemek isterim :
Ey Yaratılanların en güzeli, Tanrı’nın yarattıklarının Sonuncu en iyisi, gözün görebileceği, aklın düşünebileceği en güzel şey, Kutsal, tatlı kadın! Nasıl böyle birden kaybettin kendini, Soldun ve ölüme yaklaştın? Yasağı nasıl ihlal ettin, Yasak kutsal meyveyi nasıl kopardın? Seni lanetli bir düşman kandırdı,Ama kim bilmiyorum ve seninle beraber ben de mahvoldum; Hiç kuşkusuz seninle birlikte ben de öleceğim. Sensiz nasıl yaşarım? Senin tatlı konuşmandan Aşkından nasıl vazgeçerim de bu vahşi ormanlarda Kimsesiz yaşarım? Bir kaburgamı daha versem ve Tanrı Bir Havva daha yaratsa bile senin kaybını asla unutamam. Hayır, hayır! Doğanın bağı çekiyor beni, sen benim Etimsin, kemiğimsin, mutluluk ya da acılarda ayrılamayız biz.'
Keyifli Okumalar Dilerim
240 syf.
·Beğendi·8/10
Havva:
Alçakta olan kim özgür olmuş ki?

~

Şeytan:

Etrafta güzel şeyler gördükçe daha çok acı çekiyorum, bana aykırı gelen şeylerden nefret ediyorum; iyi ve güzel bana ters geliyor.

~

Kim kendi başlangıcını bilebilir ki?

~

Şeytan:

Sevgi değil nefret var içimde, cennet umudum yoktu, buradaki zevkleri tatmayı değil, yok etmeyi umuyordum; benim için başka zevk kalmadı.

¿

Bu geç kalmış bir inceleme, eğer okuyorsan tatmin olmayı bekleme.

Kitabı okuduktan sonra sorularımın üzerine yığılan pek çok sorunun döküldüğü bir 'sorgulama' olacak.

Şeytan (italik) ile başlayacağım.

Tüm din ve inanışlardan sıyrılarak karşıma geç, insan olarak kal karşımda, bir yumuşak yeşilliğin üstünde uykulu gözlerle gökyüzüne bakan Adem ol.


Eğer okumaya devam ediyorsan, x ya da y ya da z; şu an en basite indirgenmişliğin keyfini çıkararak beni dinle.

Bir yaratıcı -Allah, Yehova, Elohim...değil, onları geride bıraktık değil mi X- düşünüyorum.

Melekleriyle birlikte huzur dolu yerleşkesinde hüküm süren eşsiz benzersiz bir yaratıcı.

Bu yaratıcı üzerinden şimdi benim zihnimde hep italik uyanan Şeytan'a uzanalım, X buradasın değil mi?

Tamam, gidiyoruz tutun cümlelerime.

Şeytan, hakim olduğum kadarıyla semavi dinlerin hepsinde kötü, hilekar, kinci, asi ve inat olarak anılır.

Kötülüklerin kaynağı, inkarcı, isyankar, lanetli...

Şeytan bu özellikleri sonradan mı edindi, yaratıcı onun tabiatını böyle mi kıldı?

Sorgu 1: Şeytan neden yaratıldı?

Huzurlu ve sakin ortamında canı sıkılan yaratıcı ortama biraz aksiyon katmak için şeytan gibi bir asiyi yaratmış olabilir mi?

Gülme X...

Eğer böyle bir şey yapmışsa kendi yarattığı kötüyü nasıl azabıyla tehdit edebilir?

X, bir çocuğu alıyorsun ve ona oldukça özel iç gıdıklayan bir küfür öğretiyorsun ve hadi söyle bana bu küfrü diyorsun. Çocuk şak diye basıyor küfürü suratına ve sen de şak diye basıyorsun tokadı.

X, deli misin sen?

Yapabildiğin tek şey kötülük, zevk aldığın tek şey.

Varlığına anlam katan tek şey.

O zaman kötülük yapmamak kötülük değil midir?

Bir bitkiysen, yeşil yaprakların varsa fotosentez yaparsın.

Bir bakteriysen, çürütebileceğin gıda önündeyse çürütürsün.

Bir kuşsan, kanatların sağlamsa uçarsın.

Yapmaz mısın X?

Bir şeytansan, etkileyebileceğin ruhlar varsa mutlulukla fisıldamaz mısın?

Eğer böyle olsaydı, gerçekten de yaratıcı bir kötüyü isteseydi ve bu kötünün isyanını azapla müjdeleseydi... tutarsızlığına gözlerimizi yumup biz insanların üzerindeki etkilerine uzanalım X.

Yaratıcı kendi yarattığı kötüyle bir anlaşma yapar, benim dünyaya yerleştirdiğim insanlardan sana kananlar azapla muhattap olacak kanmayanlarıysa cennetimle onurlandıracağım der.

X:

Hani tüm din ve inanışlardan uzaklaşmıştık?

Asya:

Demek ki uzaklaşamıyormuşuz, bozma devam.

Ve şeytan mutlulukla yapabildiği tek şeyi, kötülüğü yayar yeryüzüne.

ŞEYTAN:

■Kötülük için yaratılan varlık
■Yaratılışına uygun davrandığı için cezalandırılan varlık
■İnsanları da kendi safına çekmek isteyen varlık

Sorgu 1'e devam.

Şimdi şeytanın da bir melek olduğunu düşünüyoruz, içinde herhangi bir aykırılık yok.

İtaatkar bir melek.

Melekleri yaratıcının robotları olarak görürsek, kesinlikle birbirlerine oldukça benzeyen ve düşünüp düşünmediklerine karar veremediğim nurlu şeyler.


X, saçmalık deyip durma odaklanamıyorum ve evet gayet de din ve inanışlardan yararlanıyorum ne yapayım yani, sus artık.

Bir melek nasıl bu kadar sivrilebilir, X?

Nasıl bu kadar güçlü öfke, kibir, kin güder?

Yapabildi diyelim, yaratıcısına karşı durdu.

Tüm semavi dinlerde ortak olan Adem-Havva olayına değinelim, kitaptaki düşüşten de söz edelim.

Kitaptaki olaylar şöyle gelişir, Tanrı bir oğul yaratmıştır kendine ve bu oğlu da oldukça yüceltmiştir.

Kendi tahtının hemen yanında oturur oğul ve Tanrı ikisinin birlikte güçlü olduklarını, kendisine gösterilen hürmetin oğluna da gösterilmesini ister.

Şeytan ise buna şiddetle karşı çıkar, adil olmadığını düşünür.

Monarşiye karşı demokrasi isteyen bir şeytan.

Çokça da haklı mı ne, öyle değil mi X?

Bir savaş başlatır şeytan, kendi yanına çektiği cennet ruhlarıyla birlikte Tanrı ve oğluna karşı mücadele eder.

Ama düşüş kaçınılmazdır, cehennem çukuru yeni evleri olur.

Tanrı cennetin azalan nüfusunu dengelemek için insanlığı yaratmaya karar verir.

Dünya yedi günde hazır olur, Adem yaratılır.

Ademin 13 kaburgasından biri çatur çutur kırılarak çıkarılır ve Havva yaratılır.

Havva her yönden Adem'den düşüktür.

Kitapta kocasının sözünden çıkan ve şeytana kanan Havva Tanrının oğlu tarafından şöyle cezalandırılır:

"Hamile kaldığında senin üzüntünü artıracağım; çocuklarını doğururken acı çekecek, kocanın sözünü dinleyeceksin ve o her zaman için senin üstünde olacak, kuralları koyacak."

Havva, kadın, yasak meyveyi Adem'e yediren olarak ikinci kez gözden düşer.

Kitabın sonlarına doğru meleklerden biri Adem'i alarak gelecekle ilgili görüntüleri izletir.

Adem o görüntülerde yine kadınların erkekleri yoldan çıkardığını görür falan filan, şahsen sırıtarak okudum o satırları.

Ben ne anlatıyordum X, şeytandan yola çıkmıştık değil mi?

Sence kim bu şeytan, dünyanın ilk gününden son gününe kadar sürecek kötülüğünün kaynağı ne?

Gücünü nereden alıyor?

Yaratıcı kimin kanıp kimin kanmayacağını bildiği halde neden sürdürüyor bu oyunu?

Tüm hamleleri bildiğin bir satranç maçından -kendinin ve rakibinin hamlelerini- nasıl zevk alırsın?

Senin hamlelerini bildiğini bildiğin rakibine neden meydan okumaya devam edersin?

Şeytan da yorulur mu?

X, şimdi neysen o olabilirsin.

Görüşürüz.
240 syf.
·Beğendi·5/10
Her sene bu çeviriden haberi olabilen şanslı ingiliz dili ve edebiyatı öğrencilerinin "Milton ve Dönemi" dersi için kapış kapış aradığı bir kitaptır. Raflarda bir adedine rastlarsanız piyangodur. Bu anlamda Pegasus yayınlarına ülkemiz diline yapılmış tek çevirisi için bir takdir gerekmektedir. Sanırım bu kitap olmasaydı bu dersten geçemezdim. Gerçi en çok araştırıp, en çok sevip en çok korktuğum ve bir kerede geçtiğim bir ders oldu ama tamamen Milton'un eserinin dipsiz bir kuyu olduğunu görmek ve nasıl başa çıkılacağını bilememek korkusundan çalışmayı abartmıştım.

Ilk kez kitaba bakıyorsanız bunun Kayıp Cennet şiirinin sadece bir cildinin çevirisi olduğunu zanneceksinizdir lakin içerisinde Paradise Lost'un on iki cildi birden yani şiirin hepsi tek kitapta toplanıp çevrilmiştir.

Shakespeare'le birlikte ingilizceye ve de dünyaya en çok kelime kazandıran John Milton'un bu zorlu epik şiiri konu itibariyle aşina olduğumuz bir mevzu içerir. Bu kitabın konusu için spoiler çok önemli değildir çünkü önemli olan şiirin seslenişini bizzat okumaktır. Hatta bizim dilimizin ve kültürümüzün dışında bir şiiri anlamaya çalışıyorsanız önceden konu dahil tarih, coğrafya ve hatta pek çok şeyi önceden bilmelisiniz ki mecazi derinlikleri de fark edesiniz. Kuran-ı Kerim, Tevrat, Incil okurken de konuyu biliriz ama önemli olan seslenişin inceliğinin farkına varıp gerçek mesaja o şekilde erişmektir:

( yine de bu satırdan sonra spoiler sayabilecekler için bu da uyarım olsun. )

Adem ve Havva'nın ilk günahı, şeytanın cenetten düşüşünün sonrasında cehennemdeki krallığının kuruluşu, mağrur ve gururlu savaşının şiirsel bir dille anlatılan mücadelesi, bizi o dönemin önce bilimsel gelişmelerine yani Copernicus'un güneş merkezli evren sistemini bulmasıyla eski sistem olan evren merkezli bakış açısını değiştirmeye başlayan avrupa'nın ve ingiltere'nin aydınlanma çağına geçişinin dönemine ve 17.yy ingilteresinin siyasi evreninde bir yolculuğa çıkarır.

Şiirde şeytanın kurduğu Pandemonium isimli cehennemindeki krallığı içinde monarşik düzene (ki bu tanrının sistemidir), karşı çıkar gibi isyankar ruhlu olmasının yanında şeytanın cehenneminde birtakım yandaşlarıyla oylamalar yaparak demokratik davranması, Milton'un da yapıtındaki şeytan gibi real hayatında bir parlemento yanlısı olması nedeniyle de ingilterenin restorasyon döneminin derin siyasi eleştirisiyle birlikte içerisinde aslında dinden daha önce bambaşka çok şey bulduğumuz bir eserdir. Kimine göre şeytan fazla yüceltilmiştir çünkü Milton tanrıtanımazdır, ruhunu şeytana falan satmıştır bu sebeple yapıttaki tanrı da Ademle Havva'ya bile dünyaya düştükleri andan itibaren fazla kayıtsızken ortada da ciddi pek sözü yoktur. ( Bunu bile çağın bilim ve inanç sisteminin değişimine yorumlarız. Dünya merkezli sistemdeyken tanrının tahtından evrenin ortasında kalan dünyadaki Ademle Havva'yı direk gözlemleyebilmesi ve direk onlarla diyaloğu, yasak ağaç için uyarısı ve ilk insanlığa doğrudan müdehalesi söz konusuydu ama güneş sistemine geçildiginde ise araya güneşin girmesiyle tanrıyla da iletişimi bir kaybediş yaşandı. Insanın seçimlerinde ve sonuçlarında yalnız kalışı ki, bu bi nevi ilahi yöne bakmaktan ziyade kendine dönüp özgürlükle kendini keşfe başlamaktır ve insanı merkeze alıp humanistik kavşağına evrilme süreçleri söz konusu. Tanrı yerine şeytan başroldedir. Milton hayatının ikinci evresinde çok okumak ve yazmak nedeniyle kör olur ve zindanda şiiri başkalarına sözlü olarak anlatarak kaleme aldırarak tamamlar. Tıpkı şeytanın kör kalması gibi Milton da aydınlanma çağında karanlıkta kalmıştır. Bu eser için benzer spekülasyonlar sürekli konuşulur çünkü kendisi aslında karmaşık bir kimsedir. Çağına karşı söz açısından da devrimci özellik taşır. Restorasyon döneminde tüm tiyatroların banlanıp edebi eserlerin yasaklanıp edebi verimliliğin ne kadar azaldığına bakarsak Milton harici bu devirden sağ çıkabilmiş önemli bir baş yapıt yoktur. Çünkü Milton insanları yöneten gücün dilin kuvveti olduğunun farkında ve yüce söylemlere en yakın olan şiirsel epikle mana ve manevi alanı genişleten biçimi seçmiştir.

Bu kitapla akademik anlamda haşır neşir olanlar, 12 kitabı da su gibi bilmesi istenen, birtürlü mezun etmeyen en zorlu Milton dersleriyle meşhur olan Yale üniversitesinin youtubetaki dersleriyle ayrıntılı şekilde çalışabilirler. Kutsal kitabın özellikle "Tekvin ve Genesis, Yaradılış" bölümleri ile birlikte.

Adem ve Havva'nın yaradılırken adeta bir labratuvar atmosferi olan Aden bahçesi nerededir, bilgi ağacından koparılan yasak elmayla düşülen diğer cennetse nerededir, evrenin karanlık kaostan yaratılma süreci kutsal kitaplara göre ve bir edebiyat şiirinin hayal ürünleri de barındıran evren mimarisiyle kozmoloji çalışılıp özellikle hristiyan ve mitolojik tradisyonlardan bilgi edinerek okunmalıdır. Paradise lost ve evren modelleriyle ile ilgili çizimler için googledan yardım alınılabilinir.


Son olarak din, siyaset ve bilim dışında eser feministik okuma yapıldığında da farklı mesajlar içerir: Havvanın, yılan kılığına girmiş olan şeytanın sözlerine kanıpta daha bilgili olma arzusuyla yediği meyva; zeka ve basiretini açmamış onu şeytanın vaadindeki gibi en bilinmeyeni bilen, en yüce, bilgili kişi yapmamıştır bilakis ilk günah meyvasının sebebi olan cinsiyet olduğu gibi bir de Adem'in yani erkinin de sebebi olduğu için artık sürekli aşşağıya çekilecek sebebi kendi kendine doğuran bir cinsiyettir. Milton'un salt monarşik güce karşı isyancı karakterinin yanında epiğin dilinde maskülen baskınlıklı anlatımı tercihi, feminen güce karşı eril iktidarı koruma çabası salt güç olma konusuna eleştirel duruşunda çelişki doğurur. Havva'ya şeytanın tecavüz etme düşünceleri, Havva'yı tanımlarken ki küfürsel sıfatları ve Adem'in tanrı için Havvanınsa sadece Adem için kaburgasından ikincil olarak yaratılma vurgusu. Dişil gücün daha fazla bilmek istemiyle bi nevi iktidari ele geçirmek isteyen zihnini çirkince resmederken Ademi hırslardan haberi olmayan saf bir cins olarak işlemiştir. Ataerkil sistem ve patriark geleneğinin temellerine tuğla koymuş yegane bir yapıt fakat bu dil hegomanyasını eril güçte koruma çabasına rağmen bir kaç dönem sonra Virginia Woolf gibi dişil kimlikli anlatıcılığa zemin olmuş karşı feminist dalgayı da o yaratmış olur. Kendine Ait Bir Oda isimli kitabında Woolf neden kadınların bir Shakespeare yaratamadığını sorgular, cevabı ise erkeklerin para kazanıp zengin olup matbaa ve basım gücünü yani anlatıcı gücü tek eline alması kadınlarınsa evlilik hayatında sadece anne ve eş olarak sınırlı dünyasına mahkum edilme seneryosunun eril iktidar tarafından yazılmasıdır. Milton'un karısından sonra kadın düşmanı bir birey olabileceği spekülasyonunu da ekleyerek bugünün tüm düşünce ve yapıtlarını da ciddi sekilde etkilemiş bir eser yazdığını da söyleyebiliriz.
240 syf.
·23 günde·Beğendi·9/10
Dilinin ağır olduğunu düşünmem ve kapak tasarımındaki iç karartıcı hava sebebiyle kitaplığımda baya uzun bir süre bekledi kendisi. Şimdiye kadar okuduğum insanın cennetten kovuluşu Adem ve havva hikayeleri içinde en en en iyisi bana göre. Yıllar içinde tekrar ve tekrar okumayı düşünüyorum.
İnsanın cennetten kovuluşunu İncil ve Tevrat mitolojileri çerçevesinde anlatan uzun bir şiirdir. 1600'lü yıllarda yazılmıştır ve İliada ve Odysseia'dan sonra, Dante'nin İlahi Komedyası ile birlikte dini anlamda batı edebiyatını en çok etkileyen şiirdir. Okuması/ anlaması biraz zordur; mitolojiye hakimiyet gerektirir.
240 syf.
·186 günde·Beğendi·10/10
Genellikle yalnız başınızayken yaşarsınız bu duyguları. Günahlarınız aklınıza gelir. Sonra Cennet ve Cehennemi düşünürsünüz. Genellikle de Cehennemi. Ürperirsiniz, korkarsınız. Çünkü bilirsiniz günahlarınızı. Kim olduğunuzun farkındasınızdır. Nereye gideceğinizin de. Ama endişelenmeyin; çünkü size iyi bir haberim var: Affedilebilirsiniz… Görüyorum da gülümsüyorsunuz. Eğer iyi bir insansanız affedilebilme imkânınız var. John Milton da Kayıp Cennet’de bunu ifade ediyor aslında. Adem ve Havva yasak ağaçtan yasak meyveyi yediklerinde her ne kadar Tanrı onlara kızmış olsa da onları affetti. Ancak her suçun bir cezası olması gerektiği gibi onları da Cennetten mahrum kıldı. Milton bu parçasında İnsanlığı salt hatalı olarak göstermiyor. Özelde evet daha çok Havva’ya yükleniyor. Ama bütüne baktığımızda Şeytan ile Tanrı arasındaki bir savaşın kurbanı olmuş gibi duruyoruz. Yani eğer Şeytan, Tanrı’yla anlaşmazlığa düşmemiş olsaydı, insanlık kötülük kavramıyla tanışmayacaktı. Bunu Kayıp Cennet’de görebiliyorsunuz. Cinsellik dahi bizim nefsimizden uzakken çiğnenen tek bir kural neticesinde hayvanlardan dahi aşağılık bir cinsel görüye ulaşıyor insanlık. Adem ve Havva’nın yasak meyveyi yedikten sonra birbirlerinin avret yerlerini görmeleri bunun yansımasıdır. Hıristiyanlığa özgü dini argümanları kitapda fazlasıyla görüyorsunuz, doğru. Ama bir edebi eser okuyorsunuz ve onlarda sıkça başvurulan bir yöntemdir bu. Allah her şeyi önceden biliyorsa o zaman neden Şeytan’ın Ademle Havva’yı yoldan çıkarmasına izin verdi? Çünkü öyle olmasını istedi. Bizim kötülüğü de bilmemizi ve iyiliği seçmemizi istedi. Şeytan ve ordusuyla savaşmamızı istedi. Kötülük olmasaydı iyilik olur muydu; değil mi? Milton kitapda, Şeytan Cennetde isyan çıkardığı için Dünya ve Adem’in yaratıldığını söylüyor -Dinimiz İslam ile ne kadar uyumlu olduğunu tartışmıyorum.- O bize güvendi. O bize inandı. Hata yapacaklar, yanlışı seçecekler, günah işleyecekler ama sonunda benim yoluma girecekler dedi. Çünkü bizi o yarattı, özümüzde ne olduğunu en iyi o biliyor. Şeytansa bunu hala anlamış değil ve bizimle olan savaşı kıyametde dahi son bulmayacak. Milton, Şeytan’ın Cennete gizlice gelerek İnsanı yoldan çıkardığını söylüyor. Kıyametten sonra duracağını nerden biliyorsunuz. O bunun farkındaydı. O yüzden kötülüğü de görmemizi istedi. Şimdi anlıyor musunuz olayın aslında çok farklı bir boyutta olduğunu. Allah’ın başka bir amacı olduğunu. Kitap mı? Evet, epik bir şiir; yani öyküleyici uzun şiir. Genelde insanlar bu tarz kitapları okumak istemezler. Zor gelir farkındayım. Ama sadece başlayın ve kendinizi konunun akışına bırakın. Her şey kendiliğinden gelişecektir. Adem ve Havva, Eden’den kovuldular ama Dünyada yeni bir yaşamın başlangıcı oldular. Şükürler olsun, çünkü insan olabilmemizin tek yolu buydu. Kötülük, iyilik doğurdu. Şeytan kazandığını sandı ama Allah içimizdeki iyiliği görebilmemiz için ona izin verdi. Cennetden de kovulsanız asla ümidinizi kaybetmeyin. Ona güvenin ve ondan af dileyin. Çünkü o her şeyi affedendir.
240 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Kitabi oxuyarken aglima 10 il evvel oxudugum kitab-Homer "Iliada ve Odisseya"si dusdu.Hansiki ne movzusu,kitabda nelerden behsedildiyi yox da,sadece yaratdigi hissiyat qalmisdi yaddasimda.Eyni hissi verdi bu kitab da ve sonda John Miltonun dovrunun kor Homeri adlandirildigini oxudum.
Kitabin iceriyine geldikde ise,butun miflerin yunanlardan boyuk olcude ilhamlandigini ve cox ugur qazandigini dusunurem ve bunun semavi miflerle sintezinden ortaya nece mukemmel tehkiye cixib,heyranliqla bir nece saat icinde oxudum.Tesekkurler,John Milton!
240 syf.
·2 günde·Puan vermedi
EY YARATILANLARIN EN GÜZELİ TANRININ YARATTIKLARININ SONUNCUSU EN IYISI GÖZÜN GOREBILECEGI AKLIN DUSUNEBILECEGI EN GÜZEL ŞEY... INGILIZ EDEBIYATININ KÖR HOMEROSU
240 syf.
·6/10
Her ne kadar bizim inancımıza göre farklı ise de, Hz. Adem ile Havva nın cennetten kovuluşunu, yasak elmanın yenmesi konularına canlı bir dil ile anlatılmış bir kitap
Zihin, nerede olmak isterse oradadır.
İsterse cenneti cehenneme; cehennemi ise cennete dönüştürebilir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kayıp Cennet
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944326506
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayıncılık
Dünyada ençok tartışma yaratan ve 500 milyondan fazla satan kitap ilk kez Türkçe'de.

Dünya Edebiyatının Kör Homeros'u diye adlandırılan büyük yazar

Olağanüstü, büyüleyici bir kitap.

Ey Yaratılanların en güzeli, Tanrı'nın yarattıklarının 
Sonuncu en iyisi, gözün görebileceği, aklın düşünebileceği en güzel şey, 
Kutsal, tatlı kadın! Nasıl böyle birden kaybettin kendini, 
Soldun ve ölüme yaklaştın? Yasağı nasıl ihlal ettin, 
Yasak kutsal meyveyi nasıl kopardın? Seni lanetli bir düşman kandırdı,
Ama kim bilmiyorum ve seninle beraber ben de mahvoldum; 
Hiç kuşkusuz seninle birlikte ben de öleceğim. 
Sensiz nasıl yaşarım? Senin tatlı konuşmandan 
Aşkından nasıl vazgeçerim de bu vahşi ormanlarda 
Kimsesiz yaşarım? Bir kaburgamı daha versem ve Tanrı 
Bir Havva daha yaratsa bile senin kaybını asla unutamam. 
Hayır, hayır! Doğanın bağı çekiyor beni, sen benim 
Etimsin, kemiğimsin, mutluluk ya da acılarda ayrılamayız biz.'
(Havva yasak meyveyi yedikten sonra Adem'in Havva'ya bağlılığının anlatıldığı bölümden)

15. yüzyılda İngiliz Edebiyatı'nın kör Homeros'u olan John Milton Adem ile Havva'nın cennetten kovuluşunu içeren dinsel bir mite edebi bir elbise giydirerek edebiyat tarihine çok değerli bir hazine bırakmıştır. Bu hazinede ilk günahın (yasak meyvenin yenmesi) çarpıcı yorumu, canlı bir dil ve edebi göndermelerle akıllara, gönüllere doyurucu bir okuma lezzeti hediye etmektedir.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 133 okur

  • Celt
  • İrem Zihni
  • Eflatun Hanım
  • Damlanur Gürtekin
  • Avbin
  • murat haspolat
  • Mihriban
  • Berivan
  • Veysel Can
  • yusuf şenel

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%25
25-34 Yaş
%30
35-44 Yaş
%30
45-54 Yaş
%5
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%10

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%50
Erkek
%50

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%31.6 (18)
9
%19.3 (11)
8
%26.3 (15)
7
%12.3 (7)
6
%7 (4)
5
%1.8 (1)
4
%0
3
%1.8 (1)
2
%0
1
%0