Soğuk bir kış günü bir öğlen namazı için girdiğim bir camide sünneti 2. safta kıldıktan sonra farzı kılmak için en ön safa ilerlediğimde yerlerin alttan ısıtma sistemi sayesinde sımsıcak olduğunu farkettim. Ülkemizde birçok camide mevcut olan bu sistemle ilk kez karşılaşmıyordum elbette lakin, bu tecrübe bana bu sefer şunları çağrıştırdı: Daha önce hiç ön safta namaza durmamış birisi olsaydım, ömür boyu ısınmak için öne geçmek hiç aklıma gelmez ve arka saflarda üşümeye devam ederdim. Zira zahiren birbirinin aynı görünen iki sıranın farkını ancak o sırada bizzat bulunarak yahut bir haberci aracılığıyla bilebilirdim. Resulullah’ın (s.a.v) “Eğer ilk safta ne olduğunu bilseydiniz mutlaka aranızda kura çekerdiniz.” diye haber verdiği şey belki de sadece bir caminin ilk sırasını değil de nefsini terbiye ve takvada öne çıkanları, arkasından faydalanılan bir ilim veya eser bırakanları, “ben Müslümanların ilkiyim” diyerek etrafına bakmadan ayağa ilk fırlayanları, ahir zamanda unutulmuş bir sünneti diriltmeye gayret edenleri de müjdeliyor olsa gerek. Haberini ve müjdesini almış olduğumuz, kendisine çağırıldığımız şeyi ya unutarak ya da hiç o yakınlığın sıcaklığını tatmadığımız için önemsemeyerek neler kaçırdığımızı asla bilemeden yaşıyoruz. Halbuki yapmamız gereken tek şey belki de O’na doğru tek bir adım atmaktır ve belki de sıcaklığın başladığı sınırın tam ucundadır ayaklarımız…