Millet Abdülhamit’e az mı dayandı?
II Abdülhamit tam 33 yıl bu milleti en tabiî haklarından mahrum etti. Vatanı çöküntü ve yıkıntıya uğrattı. Millet sabretti. Bıçak kemiğe dayanınca, gerçi biraz geç oldu ama, mesele kökünden halledildi. Koca müstebit önce Selânik’te Alâaddin köşkünde hapsolundu. Sonra bütün ömrünü Beylerbeyi kasrında bitirdi. Bu ceza ona azdı. Çok azdı. Fakat milletler bilhassa, Türk milleti, çok âlicenaptır. Zalimlerine bile
İşte size, 1789 Fransız İhtilâlinden kısaltılmış bir parça:
”…Bir pazar günü, tavan arasında barınan, çocuklarının açlıktan ağlamalarıyla, bağırmalarıyla kalkan ana, büyük binanın merdivenlerini birer, ikişer aşarak fırına doğru koşuyor. Merdivenleri inerek, kıtlık dedikodusu yapan hizmetçilerle konuşuyor; söyleşilerde bulunuyor. Fırının önüne geldiği zaman orada, kendisi gibi çocuklarının açlığı ile acı çeken analara rastlıyor. Burada bir okka ekmek alabilmek için akşamlara kadar sıra beklemek lâzım.
Fakat neden beklemeli?…
Soylular, bu asıl felâketlere sebep olanlar rahat içinde yaşarlarken, fakir halk bu acılara neden mâruz kalsın?…
VI. Mehmed Vahdettin 1918 mütarekesinden sonra milletin arzularına boyun eğmedi, vatan düşmanlarıyla birleşti. Meclisi dağıttırdı… Ve millet saltanatı kaldırdı. Vahdettin bir İngiliz diridnotu ile kaçtı. Son günlerini İtalya’da, Sanremo’da, tıpkı ellerinde şapkalarını açan, dilenciler gibi, ömür dilenerek bitirdi.
Abdülhamit II. 1878’de meclisleri kapadı ve bir daha açmadı, kanunları tatbik etmedi. Millet ayağa kalktı, 1908’de sultana meşrutiyeti zorla kabul ve ilân ettirdi. Nihayet 1909’da, 31 Mart kaytaklığında (gericiliğinde) Abdülhamit II’yi tahtından indirdi.
Abdülhamit’in de elinde bir kaytaklık (gericilik) aracı olmuştu. Biliyoruz ki, Abdülhamit 1878’den sonra, Millet Meclisini 33 sene toplamadı ve 33 yıl milletin kaderini keyfine göre idare ett