Toplumsal hareketler genelde savundukları düşünceyle eylemlerinin tutarsız olması yönüyle eleştirilir. İktidara gelene kadar vaat edilen hayat iktidara gelince bir anda unutulur. Bu sebeple hep iktidar olduktan sonra neden bozulduklarını araştırırız. Kitap bize sorunun iktidar olduktan sonra değil hareketin başladığı ilk günde olduğunu gösteriyor. Hareketleri fikirlerin doğurmadığını zaten harekete geçecek durumdaki kişilerin yükselen fikri akım etrafında toplandıklarını işliyor. Her bir kişilik tipini tek tek analiz eden yazar, bu kadar farklı kişiliklerin nasıl ortak hareket ettiğini ve bunun altında yatan sebepleri tutarlı bir şekilde sunuyor. Okurken önceden anlayamadığımız bir çok toplumsal olayın sebebini tek tek anlamaya başladığımız kitap son derece ufuk açıcı olmuş.
Selahaddin Eyyubi'nin Kudüs'ü fethetmesi gerçekten büyük bir başarıdır. Bu başarıyı okurken olayları sadece bir liderin dehası, yeteneği şeklinde okumaktan öte öncesini tahlil etmek açısından çok verimli bir kitap olmuş. Selahaddin'i kitap başından kaldırıp da ordu yönettiren, valilik yaptıran Nureddin Zengi'nin hem Selahaddin'in yetişmesindeki etkilerini görmüş oldum. Hem de bir milleti fethe nasıl hazırladığını ve feth ordusunun temellerini nasıl attığını görmüş oldum. Şahsi özellikleri ile de güçlü bir devlet yöneticiliğinin yanında yönettiği toplumu adeta bir hoca gibi yetiştirmesine bakarak Hz. Muhammed(SAV) in yöneticiliğini nasıl örnek aldığını görmüş oldum.
Bir insanın işlerini görmesine engel olacak bir derdi varsa, hatta karnı bile ağrıyorsa, bunun için dünyaya yeni bir düzen verilmesi gerektiğine inanır.