Vaktin çoğunda onu bir türlü unutamıyordum ve artık aşk acımı biçimlendiren diren şey, Füsun’un yokluğu değil, acının sonunun bir türlü gözükmemesiydi.
Gece kulüplerinde, davetlerde dans ederek yaşadığım hayat, şimdi bana inanmayacak kadar sahte ve bayağı gözüküyordu. Dünyada birlikte olmam, sarılmam gereken tek bir kişi vardı, hayatımın tek merkezi başka bir yerdeydi ve kaba oyalanmalarla boşu boşuna kendimi kandırma hem kendime, hem ona saygısızlıktı.
Buhranımın bittiğini sanarak aşırı mutlulukla geldiği için, durumun aslında tam tersi olduğunu, onun içindeki felaket duygusundan biraz olsun çıkabilmek, çocukken anneme sarıldığım gibi onu sarabilmek için çağırdığımı söyleyemedim