Elindekini kaybetmekten, yeni olandan, bilinmeyenden korkan zihin sorgulayamaz. Korkuyla sorgulamayı reddeden zihin elindekilere yapışır, onlarla böbürlenir, onlarla avunur. Enerjisini kendini haklı görmek ve göstermeye, onu bunu suçlamaya harcar...
Yaşanmışlıklar, bilinçaltı kalıplar, koşullanmalar, içinde boğulduğumuz duygular bedenin orijinal tasarımını bozup arazlar ortaya çıkarırken, ancak değişim cesaretini gösterebilenler iyileşme sorumluluğunu ele alır.