Northing

Northing
@Duusudjsidi
Kadın derdi sarmamak için başına, Olmaz olası ihtiyarlık bir geldi mi Desteksiz kalır yaşlı günlerinde; Yaşadıkça ekmeksiz kalmaz gerçi, Ama ölünce varım yoğunu yakınları bölüşür. Buna karşılık bahtında evlenme olan da Aklı başında iyi bir kadına düşse bile, İyi şeyler kadar kötü şeyler de gelir başına; Hele üstelik çılgının biriyse karısı Ömrü boyunca kahır çekip camndan bezer, Devasız dertlere düşmüş gibi olur. Böylece, kolay değildir hiçbir zaman
1000Kitap
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Aşırı bir dilden geldi başına gelenler, Yine de uslanmış değilsin, diretiyorsun, Dertlerine dert katmaktan korkmuyorsun. Benden öğüt dinlersen, dikine gitme.
1000Kitap
Erkek unuttum derken, gerçekten o kızı mı unutur, yoksa sadece onun yerine koyabileceği yeni birini bulana kadar beklemeyi mi unutur?
Duygu ve Düşünce
Bilim ile mistisizm inançların tarihsel ayrışması üzerine
İnsan bazen bilim ve dinin "örtüşmediği" yargısına bağlanmanın benim gibi biliminsanı olmayan ve dini farklı öncüllerden kalkarak tartışanlarda bir rahatlamaya yol açtığından şüpheleniyor. Fakat Victor Stenger'ın kitabının sahneye çıkışıyla birlikte, zaten canlı ve etkili olan inançsızlık kanıtlamaları hem nitel hem nicel açıdan güçlü bir ivme kazandı. Bu tartışmada taraflardan biri boyun eğmek zorunda kalacak. Bu katkının ne kadar önemli olduğundan bahsetmeden önce, Victor'a ciddi biçimde borçlanan sıradan ya da bilim dışından "inançsızlar" topluluğuna birkaç söz söylemek istiyorum. 1834'e kadar "biliminsanı" sözcüğü öyle pek yaygın değildi. Sir Isaac Newton gibi insanların "doğa filozofu" olduğu düşünülüyor, onlar da kendilerini öyle görüyordu. Doğa filozofları elbette bilimsel yönelimli insanlardı ama onların daha geniş ve derin bir ilme sahip oldukları kabul ediliyordu. Büyük kozmik amaçlara ilişkin argümanlar, hesaplarla ve deneylerle bir arada gidiyordu; uzmanlaşma henüz tiranlığını ilan etmemişti. Dolayısıyla pek çok biliminsanı tümüyle "bilimdışı" görüşlere sahipti. Gizli bir simyacı olan Newton papanın deccal olduğuna, Süleyman Tapınağı'nın gerçek boyutlarını bilmenin müthiş buluşlara yol açacağına inanıyordu. Oksijenin kâşifi Ünitaryen Joseph Priestley filojiston teorisini savunurken Alfred Russel Wallace'ın en hoşlandığı şey ruh çağırma seanslarıydı. Bilimsel yöntemle daha genel anlamda "hümanizm" arasındaki güçlü sentezi –akıla dayanan, fiziksel ve doğal deliller arasında bağlantı kurmaya, rasyonel yaşamın yanı sıra ahlaki yaşamın da en iyi biçimde doğaüstü boyutun var olmadığı varsayımı üzerine kurulabileceği sonucunu çıkarmaya cüret eden sentezi ancak Albert Einstein'la (ve belki bir de Bertrand Russell'la) yapmaya başladık.
1000Kitap
Düzenin yaratılması
bugün için en iyi kozmolojik anlayışımıza göre evrenimiz tasarlanmış (veya başka türlü) hiçbir yapı veya organizasyonla başlamamıştır. Evrenin başlangıcı bir kaos durumuydu. Bu durumda şu sonuca ulaşmak zorundayız: Şimdi gözlemlediğimiz karmaşık düzen sözde yaratılış anında evrene dışarıdan yerleştirilmiş bir ilk tasarımın sonucu olamaz. Evren, büyük patlama öncesinde olanlarla ilgili hiçbir kayıt barındırmamaktadır. Yaratıcı, eğer var olduysa bile, hiçbir iz bırakmadı. Bu nedenle aslında hiç var olmamış da olabilir.
1000Kitap