bir mevsim, bir yıl daha geçiyor. ömrümüzden koskoca bir ömür geçiyor . farkında değiliz, belki de farkındayız. elde ne var peki? hiç. yapılacaklar hiç eksilmiyor. okunacak kitaplar, verilecek sınavlar, izlenilecek sinema filmleri, halledilecek evrak işleri, alınacak hediyeler, gezilecek mekanlar ve daha neler neler. eksilmiyor, eksiliyor gibi görünse de eksilmiyor. sadece değişiyor. bir de hiç değişmeyenler var. namazımızı güzelleştirmek için öğrenmek istediğimiz o sûreyi bir türlü ezberlemeyişimiz, kötü huylarımızı bildiğimiz halde onlardan bir türlü kurtulamadığımız gibi. aylardır dilimizin ucunda olan bir çift kelâmin aylardır olduğu yerde, yani dilimizin ucunda durup beklemesi gibi. değişen ve değişmeyen o şey arasında bir de biz varız. değişiyor muyuz biz de? 'sen çok değiştin' diyenler haklı mı mesela? adalet anlayışımız, merhamet duygumuz hâlâ olması gerektiği gibi mi? 'o bir karıncayı bile incitmez' denilirdi bizim için.ben incittim . farkında değildim belki ama bir karınca ezdim. bir mahlukâtın zikri benim yüzümden son buldu. ben desen, kalbine Allah demeyi bir türlü öğretemeyen bir zavallıyım. zaman akıp gidiyor . zaman bu denli hızlı geçip giderken ise sadece pişmanlıklarım artıyormuş gibi hissediyorum bazen.
ömrümüzden bir ay geçiyor yine. biz de geçeceğiz. yaptıklarımızla, yapmadıklarımızla ve belki de yapamadıklarımızla. ama mutlaka geçeceğiz.