Duygu Yetiş

Duygu Yetiş
@Duyguywts
" İzmler ,idrakimize giydirilmiş deli gömlekleridir ."
bir mevsim, bir yıl daha geçiyor. ömrümüzden koskoca bir ömür geçiyor . farkında değiliz, belki de farkındayız. elde ne var peki? hiç. yapılacaklar hiç eksilmiyor. okunacak kitaplar, verilecek sınavlar, izlenilecek sinema filmleri, halledilecek evrak işleri, alınacak hediyeler, gezilecek mekanlar ve daha neler neler. eksilmiyor, eksiliyor gibi görünse de eksilmiyor. sadece değişiyor. bir de hiç değişmeyenler var. namazımızı güzelleştirmek için öğrenmek istediğimiz o sûreyi bir türlü ezberlemeyişimiz, kötü huylarımızı bildiğimiz halde onlardan bir türlü kurtulamadığımız gibi. aylardır dilimizin ucunda olan bir çift kelâmin aylardır olduğu yerde, yani dilimizin ucunda durup beklemesi gibi. değişen ve değişmeyen o şey arasında bir de biz varız. değişiyor muyuz biz de? 'sen çok değiştin' diyenler haklı mı mesela? adalet anlayışımız, merhamet duygumuz hâlâ olması gerektiği gibi mi? 'o bir karıncayı bile incitmez' denilirdi bizim için.ben incittim . farkında değildim belki ama bir karınca ezdim. bir mahlukâtın zikri benim yüzümden son buldu. ben desen, kalbine Allah demeyi bir türlü öğretemeyen bir zavallıyım. zaman akıp gidiyor . zaman bu denli hızlı geçip giderken ise sadece pişmanlıklarım artıyormuş gibi hissediyorum bazen. ömrümüzden bir ay geçiyor yine. biz de geçeceğiz. yaptıklarımızla, yapmadıklarımızla ve belki de yapamadıklarımızla. ama mutlaka geçeceğiz.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Gözümü sıkıca kapattım Bir şeyleri unutmak istiyor gibiydim Ama hatırlamak istedim, Belkide hiç olmamak. Sonra yeniden kendim olmak istedim. Baktım uzunca... Pencereden yansıyan ışığın duvardaki aksine baktım. Bir hayâlim vardı onu hatırladım. Sonra hayâlime ulaşmaya engel, önüme koyduğum koca dağlara baktım... Ve o an, zihnimde hepsi eriyip gittiler Anladım ki birkaç tepecikten ibarettiler. Gözümde neyi büyüttümse önümde taş olarak onu gördüm. Ben kendim koymuştum,kendim örtmüştüm hayallerimle aramdaki perdeyi.. Evet şimdi fark ettim ama bunun bir ehemmiyeti yok.. Yolum yürünmemekten ot bağlamış. Menzilimin tahayyülümdeki rû'yeti gittikçe azalmış. Benmişim aslında kendime engel. Kurduğum, kurguladığım, önüme çıkardığım ne varsa hepsi bir çengel, Bir domino misâli dokunmamla dökülüp gittiler. Ben ne? Hayır, beni götürmediler... Ben yine buradayım, geceye birazcık hüzün bıraktım. Bir acılık hissettim damağımda.. Ve başka bir acı, bağrımda... Bunca yıl, öğrenilmiş çaresizlik deneyindeki çekirgeler misâli hiç olmayan camı kendime sınır bellemişim.. Yanıldım. Yanılmışım. Kendimi buz dağının görünmeyen kısmı sanmışım Belki de ben meyvesi yenmiş bir havuç fidanıymışım.. Şimdi nasıl kalkmalıydım.. Kalksam bile son treni kaçırdım. Şimdi ne yana koşmalıydım..