Birinci kitaba göre çok daha iyiydi. Soluksuz okudum resmenz ve o son kısım asla tahmin edilecek gibi değildi. Kurgu, anlatım ve akış her detayı ile muazzam bir kitaptı.
Bu sene içerisinde okuduğum en iyi kurguya sahip kitaplardan biri. Uzakdoğu edebiyatı ile ilgili okuma yaptığım en detaylı kitap bu oldu ama öyle etkilendim ki son olmayacak. Konuya, kurguya resmen aşık oldum, çok iyiydi. Çay, Uzakdoğu’da değerli bir tüketim maddesi olduğunu biliyordum ama bu kadar önem verildiğini bilmiyordum, resmen bir sanatmış. Verdiği temel bilgiler bence çok değeri idi. Her bakımdan doyurucu ve okuyucuyu tamamen kaplayan bir kitaptı.
Konusuna gelirsem; Ning yanlışlıkla zehirli bir çay demleyip annesinin ölümüne sebep olmuştur. Ona göre annesinin ölümünden daha kötüsü de bunu kendi yapmasıdır. Ning annesinin ölümünün acısını daha unutamamış iken bu kez kız kardeşi de aynı kaderi paylaşmak üzeredir. Ne yapacağını bilemez halde iken İmparatorluktan gelen bir yarışma ona umut ışığı olur. Kız kardeşinin hastalığına deva bulmak ümidi ile çay yarışmasına katılır ve kız kardeşinin yerine geçip imparatorluğa gider.
Saray Sandığının çok ötesinde hepsi birbirinden farklı yarışmacılar ,entrika dolu saray hayatı ve gizemli bir yakışıklıya rağmen Ning yarışmaya odaklamaya çalışır. Ama Ning’ in bu umut ışığı onu hiç beklemediği bir anda, çok farklı olayların kucağına bırakacaktır. Peki Ning bu olaylardan kurtulup kardeşi için şifa bulabilecek midir? Yoksa o kaosun içinde kaybolup gidecek midir?