"Belki de bu yüzden tanımadığım insanlarla konuşmayı seviyorum. Bir yabancıya sorunlarınızı anlatmak kolaydır. Çünkü sizi umursamaz. Hata yaptıysanız eğer, bunu yargılamaz. Bunu size karşı kullanmaz. Sizinle alay etmez ya da sizi rezil etmez. Ondan çekinmek için hiçbir sebebiniz yoktur. Bunun verdiği cesaretle konuşursunuz... İnsanlar bazen sadece içindekileri yüksek sesle söylemeye ve bunu birilerinin duyduğunu bilmeye ihtiyaç duyarlar."
Aşk safsatalarına inanmam. Zihinde patlayan havai fişekleri, midelerde dans eden kelebekleri, kalplerde çalan orkestraları komik bulurum. Bunlar, insanların çaresizce aşkı yüceltme çabalarından doğan klişeler gibi görünür bana. Ama onun sesinden ilk kez kendi ismimi duyduğumda kalbim savunduğum düşüncelerle alay edercesine sıkışıyor. Kulaklarım uğuldamaya başlıyor. Sesini zihnimde tekrar tekrar oynatıyorum. Boğuk sesin kaybolup silikleşmesinden öyle korkuyorum ki bir kez daha söylemesi için yalvarmak üzereyim. İnsan kendi adını duyduğunda nasıl bu kadar yoğun duygular hissedebilir akıl erdiremiyorum."