NİKO

NİKO
@ERK11
🥰🥰👍🌟
Edebiyat
Reklam
Mor Güvercin’in martılara olan hayranlığı ve merakı sonucu kendisini heyecanlı bir macera içerisinde bulur. Bir martı olmaya çalışırken birçok arkadaş edinir ve yeni yerler görür. Martılarla olan macerasını sürüsüne heyecanla anlatmışken bu sefer de Komik Güvercin ile birlikte bir papağan ailesine yardım etmek için soluksuz bir serüvene atılırlar. Mor Güvercin’in meraklı doğası ve keşfetme isteği sizleri onun maceralarına davet ediyor. Dede Güvercin’in korkuları ve Komik Güvercin’in hınzırlığı, macera dolu hikâyelerinde Mor Güvercin’e eşlik ediyor. Hazırsanız başlayalım!
Edebiyat
SERİ ROMAN
İçimizdeki labirent 1 Bazı anılar, istense de silinemez. Zihin, onları unutmuş gibi yapar ama hiçbiri sonsuza dek gömülü kalamaz. Ve bir gün, o istenmeyen küre, tüm sırları, karanlığı ve acımasızlığıyla ortaya çıkar. Sıradan bir psikoloji öğrencisinin, okuldan atılan bir profesörüyle çıktığı bu yolculuk; İstanbul’un arka sokaklarından Peru’nun gölgeli sırtlarına, geçmişin izlerinden zihnin en karanlık katmanlarına uzanıyor. Dış dünyada bir eğitim gibi başlayan bu serüven, iç dünyada çözülmeye direnen düğümlerin tek tek söküldüğü bir dönüşüme evriliyor. İçimizdeki Labirent, insan zihninin kendi bodrum katına inişini anlatıyor. Işık üst katlarda kalıyor, zaman bükülüyor. Bir öğrencinin sandığı kadar basit, bir hocanın planladığı kadar güvenli olmayan bu yolculuk, bir noktadan sonra gerçeğin değil, gerçeğe ne kadar dayanabildiğimizin hikâyesine dönüşüyor. Çünkü bazen, kurtulmak istediğin şey… sensin. “Bazen, bir başkasının zihnine inmek için önce kendi karanlığından geçmen gerekir.” İçimizdeki labirent 2 Sırlar ortaya çıktı… Ama bazen yalnızca hatırlamak yetmez. Bazen, hatırlamaya dayanmak gerekir. “İçimizdeki Labirent- Zihnin Kıyısında” ile başlayan o iniş, şimdi geri dönüşü olmayan bir eşikte devam ediyor. Bu kez ne sokaklar var, ne rotası belli bir yol. Zihnin duvarları incelmiş, geçmişin yankıları geleceğe karışmış… Erim için bu artık bir yolculuk değil; parçalanan benliğinin içinde, sesi bastırılmış bir çığlığın izini sürmek. Ve her çığlığın bir yankısı vardır—bazen kalbin derinlerinde, bazen başka bir bedende. Gerçek mi, rüya mı, simülasyon mu bilinmeyen bu evrende, tek kesinlik: Zihin unutmak ister, ama beden asla yalan söylemez. Bilinç katman katman soyulurken, geriye kalan tek şey o sorudur:
Güneş, geçmişindeki yaşanmışlıkları atlatamamış ve geliştirdiği oyuncu kişiliği ile başta kendisi olmak üzere çevresindeki herkesi kendisini olduğu kişiden çok daha başka biri olarak göstererek kandırmaktadır. Ruhunda iyileştiremediği gölge yanları her bir yeni olayda karanlığını koyulaştırmakta ve derinleştirmektedir. Deniz’le tanışmak ve hızlı başlayan ilişkileri ilk başlarda ona iyi gelip hayatını bir anlamda yoluna sokmuşken ve hayalini kurduğu yazarlık kariyerine giriş yapmışken bir süre sonra kontrol edemediği gölgeli doğasının hakimiyetine girer. Güneş’in karanlığı onu ele geçirirken bunun bedelini de çevresindeki insanlar ödemektedir. Havuz kenarında suyun dinginliği, yanımda Ali Nihat Şensan’ın Karanlığın Güneşi... Kitap, kendi gölgeleriyle yüzleşemeyen Güneş’in hayatına ışık tutuyor. Maskelerin ardına gizlenmiş benlik, geçmişten gelen yaralar ve yüzleşilmemiş travmalar bir noktada kontrolü ele alıyor. Deniz’le tanışması, ona umut gibi görünse de aslında karanlığını daha da görünür kılıyor. 🌙☀️ Roman, bize şu soruları sorduruyor: Gerçekten kimiz? Maskelerimiz olmadan var olabilir miyiz? Geçmişimizi kabullenmeden huzur mümkün mü? Sadece bir aşk hikayesi değil; aynı zamanda insanın kendi içsel karanlığıyla hesaplaşmasını anlatan bir yolculuk. Bir yandan düşündürüyor, bir yandan da insanın ruhuna ayna tutuyor. Unutmayın; her karanlığın içinde, doğmayı bekleyen bir güneş vardır. 🌙☀️ @perseusyayinevi @ravenclawcaddesi ile okudum. #KaranlığınGüneşi #AliNihatŞensan #kitapönerisi #kitaptavsiyesi #kitapyorumu #bookstagram #okudumbitti #kitapkurdu #kitapsevgisi #kitapkokusu #romanönerisi #gölgelervegüneş #kitapalıntısı #instakitap #okumakgüzeldir
İstanbul sadece bir şehir değil, bir gizemdir de… Bu gizemin içinde pek çok gerçek öyküler yaşanırken, aynı zamanda masallar ve hayaller de var olur. Yazarın bu öyküsünde, belki de İstanbul’un tüm öykülerinin başlangıcını ve sonunu bulabilirsiniz. Evliya Çıkmazı, gerçeği ve hayali birlikte anlatan bir öyküdür. Ama bunu yalnızca o gizemi yaşayanlar ve bu öyküyü okuyanlar anlayabilir. Bu öyküde, İstanbul evliyaları ile kötülük arasında yüzyıllardır süren savaşa ve gizemli güçleri olan üç kardeşin bu mücadeleye ortak oluşuna tanık olacağız. “Gerçekle düş arasında bir hayal yaşıyoruz. Hayat gerçek, ölüm gizemli ve yaşadıklarımız bir masaldır”
1000Kitap