İlkokuldayken Türkçe öğretmenim her dersin ilk on dakikası kitap okuma aktivitesi yaptırır sonra derse başlardı.
Tek istediği bizlere kitap okuma alışkanlığı kazandırmaktı.
Ama sınıfta kimisi işi ciddiye alır okur, kimisi işin dalgasında, kimisi okuyormuş gibi yapardı.
Bunun hep farkında olan öğretmenim birgün "Kitapları kaldırıp beni dikkatle dinlemenizi rica edemiyorum." dedi.
Ve devam etti.
"Biz küçükken köyden okula kilometrelerce yürürdük. Sizler gibi böyle çok kitap seçeneğimiz yoktu. Herseyimiz karatahtaydı. Okul yolunda, sokakta bulduğumuz gazete parçalarını birleştirip okumaya çalışırdık. Bizim için yeterki yazı yazan bir şeyler olsun, okumak için can atardık. O yüzden elinizdekilerin kıymetini bilin. Okuyun, okuyun ve yine okuyun." Dedi.
...