-Ne yapıyorsunuz kralımız.
Kral bir yığın kağıdın arasında oturuyordu.Elindeki fotoğraf albümünü yaşlı adama uzattı.
-Eskilere bakıyorum.
Kral parmağıyla albüme dokundu.
-Şu kızı görüyor musun Bay E.? Gençken ondan hoşlanırdım.
Kral sessizce gülümsedi.
-Renkli gözlüymüş kralım.
Kralın tebessümü arttı.
-Çok güzeldi.
Yaşlı adam albüme bakmayı bıraktı.
-Kaç yaşınızdaydınız kralımız?
-On yedi ya da on altı. Tam hatırlamıyorum.
-Peki ya O'nun fotoğrafı da var mı kralım?
Kralın tebessümü silindi. Sesi cılızdı.
-Yok. Hiçbir yerde ne fotoğrafı var ne de sesi. Hepsini benden çaldılar Bay E. Ondan geriye hiçbir şey kalmadı. Kendini benden çaldı Bay E. Bana sadece ismi kaldı.
-Nasıl biriydi efendimiz.
-Ah o mu? Öyle renkli gözlü falan değildi. Kahverengi gözleri vardı. Biliyor musun o gözleri tekrardan görebilmek için her şeyimi verirdim. Saçları vardı Bay E. O saçları o siyah saçları. Bazen arkasına bağlardı saçlarını boynu ortaya çıkardı. O narin, kuğu gibi boynu. Onu en çok kendime yakıştırırdım Bay E. En çok onu kıskanırdım en çok onu severdim. Şimdi bana bir bak E.! Onun ismini sayıklıyorum. Unutmamak için E. Söylesene bana E. ben bunu haketmiş miydim?
-Sorun da bu ya efendimiz. Sevgi bir hak meselesi değildir.