Ait hissetmediği bir yaşamı sürdüren insanlarla doluydu evren. Ait hissetmediği okula giden, ait olmadığını hissettiği aileye mensup, ait hissetmediği eşe mecbur, ait hissetmediği şehre mahkum, ait hissetmediği evde hapis insanlar yığınıydı toplum. Çok az insan bu durumun farkındaydı. Ve pek azı bu farkındalığı, ait olduğu şeyi bulmak adına, aykırılık pahasına, eyleme dönüştürerek harekete geçiyordu.
“..irin tamamen akmadan, hiçbir yara iyileşmez.
Ve geçmişin yaraları kutular içinde saklandığı sürece irin daha da koyulaşır, akması daha da zorlaşır.”