Demek, sandığım kadar yalnız değil insanlar. Herkes birbiriyle konuşuyor. Lütfen diyorlar, özür dikiyorlar, birbirlerine bu küçücük kelimelerle ilmikler atıyorlar. Bu küçük küçük ilmiklerle yekpare bir dantelâ oluşturuyorlar. O zaman aradaki boşlukların gerekliliğini de anlıyorsun. Her şeyin gerekli olduğunu ve gerektiği kadar olduğunu.
Hiçbirimiz kendimize ait yerlerde gezinmiyoruz.
Birbirimize nasıl bakacağımızı bilmediğimiz için. Hiçbirimiz basit, yalınkat görmüyoruz kendimizi de, başkalarını da. Kendimizde ve onlarda olmayan nitelikleri yakıștırarak bakıyoruz. Sonra bir gün gerçekle karşılaşınca düş kırıklığı.. Bundan dağılıyoruz.