Aramızdaki uçurumların ne kadar derin olduğunun farkındayım, her ikimizi de taşıyabilecek kadar sağlam temelleri olan bir köprü inşa etmek istiyorum.
Ben kadın sünnetiyle mücadele ediyorum, SEN ise onu müdafaa ediyorsun.
Ben dünya üzerindeki haksızlıklarla mücadele ediyorum, SEN onları kabul ediyorsun.
Ben kadın hakları için mücadele ediyorum, SEN Tanrı'dan gelen bir şeymiş gibi ataerkil topluma inanıyorsun.
SEN her şeyin olduğu gibi kalmasını istiyorsun ve buna gelenek diyorsun. Bense sadece iyi olan şeylerin devam etmesini istiyorum ve buna gelişim diyorum.
SEN Afrika'yı olduğu gibi seviyorsun, bense geleceğin Afrika'sına inanıyorum. Geleceklerini kendileri tayin eden güçlü ve gururlu insanların Afrika'sına.
"Dünya ancak insanlar birey olarak bir şeyler yaptığında değişir. Birilerinin yardım etmesini ve senin adına sorumluluk almasını beklemek yetmez. İnisiyatifi ele almak lazım."
Daha çok Monolog üzerine ilerleyen bir kitap, bir olay örgüsünden ziyade, ölüm sırasını bekleyen bir adamın iç dünyasına, korkularına ve çaresizliğine odaklanan bir psikolojik tahlil günlüğü
Kitap; ismi, yaşı veya tam olarak ne suç işlediği belirtilmeyen bir mahkûmun ağzından anlatılıyor. Mahkûm, infazına haftalar kala günlük tutmaya başlıyor ve biz onun son anlarına kadar zihninden geçenleri okuyoruz
kitapta mahkûmun asılma (veya giyotinle infaz) anı doğrudan anlatılmıyor.
Kitabın kurgusu, mahkûmun tuttuğu bir günlük formundadır. Dolayısıyla olaylar, mahkûmun kalem tutabildiği son saniyeye kadar devam eder
Sonrasını bilemiyoruz, haliyle nasıl idam edildiği yok