Çocukken kitap kurdu olan beni, kitaplardan ayıran olaylar, insanlar, her neyse… Ve yıllar sonra yeniden büyük bir açlıkla kitaplara sarılışım; şükür kavuşturana !
Bu yolda çabuk başarılar beklemeyin. Sizi takdir edecek, anlayışla karşılayacak yerde belki alay edeceklerdir sizinle. Saygı, hürmet ve ün yerine iftira, nefret bulacaksınız. Yardım yerine gizli entrikalar yapacaklar, hatta açıktan açığa savaş açacaklar size karşı, onlarca, yüzlerce, binlerce karanlık güç kutsal görevinizi söndürecek… Siz gene de yanın ! Yanın ve yakın!
Kendilerine özgü bir felsefeleri, yalancı, bencil ve zorba bir psikolojileri vardır. Kendilerinin olan lastik gibi uzayan bir moralleri… aslında kendilerine özgü bir de dinleri de vardır: satın alma ve korku dini.
Dindarlık böyle bir şeydir işte. Tertemiz, güneşli, etkin bir sevgidir. Dostuna da, düşmanına da sevgidir. Tanrı’ya da, kurbağaya da sevgidir. Raffaello’ya da, taş ustasına da sevgidir.
Ve kendilerinin eğitilmediği yakınmaları, onlara hayatın mimari olabilmelerinin öğretilmesi dileklerinin hepsi kaba bir ikiyüzlülükten, tembel bir öğrencinin can sıkıcı yalanlarından başka bir şey değildir. Herkes çok iyi biliyor ki, bir şeyler yapılmalıdır, ama yapmak istemiyorlar, yapamıyorlar. Çünkü yapmak isteği, yeteneği gelişmemiştir onlarda.