Grigory Petrov

Grigory Petrov

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
koseli-arti
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.8
20,6bin Kişi
okuyor-dolu
74,5bin
Okunma
v3_begen_dolu
1.627
Beğeni
goz
40,3bin
Gösterim
Kitaplarını Satın Al
bilgi
Sponsorlu
Tam adı
Grigory Spiridonovich Petrov
Unvan
Rus Hatip, Gazeteci, Yazar
Doğum
Yamburg, Rusya, 6 Şubat 1866
Ölüm
Paris, Fransa, 18 Haziran 1925
Yaşamı
Grigory Spiridonoviç Petrov, 20. yüzyıl başında Rusya’nın en tanınmış papazlarından, en çok okunan halk yazarlarından birisi idi. Görüşleri nedeniyle kiliseden kovulduktan sonra kendisini tamamen yazarlığa verdi; gazeteci ve hatip olarak kitleleri etkilemeyi sürdürdü. Bolşevik Devrimi gerçekleştiğinde ülkeden kaçmak zorunda kaldı, Yugoslavya Krallığı’nda geçirdiği son yıllarında pek çok eser kaleme aldı, konferanslar verdi. Eserleri, Sovyet döneminde ülkesi Rusya’da yasaklanmıştır ancak Bulgaristan’da ve o yıllarda yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nde etkili olmuş, devrin aydınlarını etkilemiştir. Beyaz Zambaklar Ülkesinde adlı kitabı, Türkçe’de en çok okunan yabancı eserler arasına girmiştir. 1869 yılında Peterburg’a bağlı Yamburg kasabasında dünyaya geldi. Babası bir meyhane garsonuydu. 1886’de din okulundan, 1891’de Peterburg İlahiyat Akademisi’nden mezun oldu ve din görevlisi olarak tayin edildi. Kilisedeki görevinin yanı sıra Mihaylov Harp Okulu, Aleksandrov Lisesi, Teknik Okulu ile Peterburg’un farklı liselerinde ders verdi. Bir hatip, gazeteci ve hoca olarak ünü yayılınca Çarlık ailesi tarafından prensleri eğitmesi için saraya davet edildi. Ancak fikirleri Kilise yöneticilerini rahatsız etmeye başlayınca 1903 yılında okullarda verdiği dersler kendisinden alındı ve kilisedeki görevinden çıkarıldı; saraydaki işinden de ayrılmak zorunda kaldı. 1907 yılında “zararlı gazetecilik faaliyetlerinden ötürü” Petersburg yakınında bir manastıra sürgün edilen yazar, manastırda bulunduğu sırada, adaylığını koymadığı halde Rusya’nın ikinci Duma’sına milletvekili seçildi. 1908 yılında Kilise yönetimine hitaben yazdığı mektupta yer verdiği eleştirilerine bağlı olarak Kiliseden aforoz edildi. Kendisine karşı açılan dava sonucunda din görevliliği mesleğinden ihraç edildi, 7 yıl Peterburg ve Moskova’da yaşaması yasaklandı ve 20 yıl bir süreyle devlet işlerinde çalışmaktan men edildi. Papazlık rütbesi alındıktan sonra ünü daha da artan yazar, 1908 yılından itibaren Kırım’da ikamet etti. Rusya’da ve yurtdışı ülkelerde gezerek çok sayıda konferans verdi. Yurtdışında gezdiği yerler arasında en çok Finlandiya’dan etkilendi. Yazıları, “Russkoye slovo” adlı gazetede her gün yayımlandı. Kitapları Balkan ve Avrupa ülkelerinde çevrilip yayınladığından yurtdışında tanındı. Petrov, Ekim Devrimi’nden sonra Bolşevikleri rahatsız eden görüşleri nedeniyle çeşitli baskılar görüyordu; ihtilal kaosunda yakınlarını ve oğlunu kaybetmişti. 1920’de Kırım’dan kalkan ve içinde ülkeden kaçan Denikin Ordusu mensuplarının bulunduğu son gemiye yalınayak ve üzerindeki pijamayla binerek hayatını kurtarmayı başardı. İstanbul’dan geçtikten sonra kısa bir süre Gelibolu’da kaldı ve daha sonra bir grup Rus göçmeniyle birlikte Yugoslavya Krallığı’na geçti. Sanatçı, Yugoslavya Krallığı’nda yöneticiler tarafından büyük ilgi gördü ve Belgrad Üniversitesi’ne profesör olarak tayin edildi. Son yıllarında üniversitedeki derslerinin yanı sıra, tüm ülkeyi gezerek konferanslar verdi; hatip ve gazeteci-yazar olarak büyük bir üne kavuştu. 1925 yılında sağlık durumu kötüleşen Petrov, mide kanseri nedeniyle ameliyat için devlet imkânlarıyla Paris’e gönderildi; ancak iyileşemeyerek 18 Haziran 1925’te hayatını kaybetti. Yakılan naaşının külleri eşi ve kızının yaşadığı Novi Sad kasabasında defnedildi. Mezarı daha sonra kızı tarafından Münih şehrinin Ostfriedhof Mezarlığına nakledildi. Bulgaristan’da yaşayan arkadaşı Bojkov’un bu ülkede kurduğu “Petrov Kültür ve Eğitim Cemiyeti” sayesinde kitapları Bulgarca’ya çevrilip yayımlanan yazar, bu ülkede büyük ilgi gördü. Özellikle 1925 yılında Beyaz Zambaklar Ülkesinde (Finlandiya) adlı eseri Bulgaristan’da yayımlandığında Bulgar Eğitim Bakanlığı tarafından kitlelere önerildi ve Bulgaristan’da tüm eserlerine karşı büyük ilgi doğdu. Petrov’un kitaplarının başarısı Türkiye’ye göç eden Bulgaristan Türkleri yoluyla Türkiye’ye ulaştı. 1928 yılında 3 ayrı kitabı Bulgarca’dan Türkçe’ye çevrilip basıldı. Özellikle Ali Haydar Taner’in çevirisi ile yayımlanan Beyaz Zambaklar Ülkesinde adlı yapıt, Türkiye’deki aydınların dikkatini çekti. Kitabın içindeki fikirler ülkede uygulanması gereken bir eğitim ve kalkınma modeli olarak görüldü. Eser, 2008’e kadar dört defa Türkçe’ye çevrildi ve en az 41 kez baskı yaptı.
kamera
Beyaz Zambaklar Ülkesi
kamera
Grigory Petrov
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
kamera
İdealist Öğretmen
kamera
Grigory Petrov
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
kamera
Beyaz Zambaklar Ülkesinde
kamera
Grigory Petrov
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
kamera
Deli Profesör
kamera
Grigory Petrov
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
kamera
Sokrat ve İnsanlar
kamera
Grigory Petrov
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Daha Fazla
203 syf.
·
16 günde
·
10/10 puan
Bir Aydınlanma
Herkese Merhabalar! Beyaz Zambaklar ülkesinde kitabını henüz bitirdim ve bilgiler tazeyken söze hemen başlamak istedim zira kitabı okurken inceleme yapacağım anı sabırsızlıkla bekliyordum. Kitap Grigoriy Petrov'un 1920'li yıllarda yazmış olduğu bir kitap ve kitapta Findanliya'nın kuruluşunu bataklıklar ülkesi bir ülkenin Beyaz zambaklar ülkesine dönüşümünü anlatıyor. Sadece bu konu bile ilgi çekiciyken Mustafa Kemal Atatürk'ün şiddetle önermesi ve okulların müfredatına konulmasını, özellikle istemesi beni daha da ilgisi altına aldı. Kitabın ilk 51 sayfasında yazar ile ilgili kısımlara değiniliyor . Beyaz Zambaklar ülkesi bu sayfalardan sonra başlıyor eser olarak didaktik bir tarzda yazılmış sade bir eser. Anlatımı sade ve anlaşılır ben koridor yayınlarından okudum ve çeviri olarak beğendim, öneriler üzerine bu yayını tercih etmiştim zaten. Kitabı okuyup bitirdikten sonra idealist bir ruha bürünüyor ve daha önce neden okumadığınızı sorguluyorsunuz. Finlandiya'nın eğitim olarak ne kadar ileride olduğunu bilmeyeniniz yoktur peki yıllarca baskı altında kalmış ve herhangi bir gücü olmayan bir ülke şu an ki konumuna nasıl geldi dersiniz? Bir avuç aydının isteyip ,çabalamalarıyla ve halkın bu direnişe ayak uydurulması ile hakedilmiş bir zafer bu. İlk öncelik eğitime önem vermişler ama öyle genel geçer değil gerçekten 7sinden 70ine. Kitabı okurken şu kısım çok hoşuma gitmişti yaşlı insanlar bir ayağım çukurda ben öğrensem ne öğrenmesem ne demeden her gün sayısızca kitap gazete okumuşlar, okuma yazma bilmeyenler de torunlarına veya komşu çocuklarına okutmuşlar. Böylelikle çift taraflı bir gelişim sağlanmış hem yaşlılar, hem çocuklar açısından. Finlandiya ile ilgili diğer bir dikkatimi çeken konu ise "Bizi bitirmek istiyorsanız okullarımızı elimizden alın" demeleri. Eğitime ne denli önem verildiği bu cümlelerden kolayca anlaşılmakta. Eğitimsiz bir toplum yokolmaya mahkumdur ne yazık ki. Bu bilinçlerine hayran olmamak elde değil. Uzun zamandır gündemimde olan bir konu vardı: Ülkemiz.. Sanırım herkesin de gündeminde. Bir şeylerin yanlış olduğunun farkındayız ama sanki çıkamıyoruz bu durumun içinden yada nasıl çıkabileceğimizi bilemiyoruz. Sorsan herkes mutsuz, umutsuz en çok da şikayetçi... Haksızlar mı peki ? Hayır değiller. Peki ne yapmalı ? Bu konuyla ilgili çevremdeki insanlarla sürekli bir görüş halindeyim. Ben bir öğretmenim yıllardır bu işin içerisindeyim ve her zaman şiddetle önerdiğim ve kendi nacizane çabalarımla yapmak için didindiğim belli uğraşlar vardı. Bunlara birazdan değineceğim ama öncesinde şunu sormak istiyorum. Her birimiz bir yerlere gelebilmek için sayısız eğitim ve öğretimden sayısız sınavdan geçiyoruz değil mi ? Lakin şunu hiç sorguladınız mı anne baba olmak için neden herhangi bir şart aranmıyor ? Ya da hadi aranmadı diyelim ki neden bir eğitime tabi tutulmuyorlar. Onlar ki geleceğimizin ilk eğitimini veriyorlar ama nasıl bir eğitim vereceklerinden bi haberler. Böylelikle ne mi oluyor: Ben her bir sorunlu öğrencimi araştırdığımda altında sorunlu bir aile yatıyor. Kitapta çok beğendiğim ve severek alıntıladığım bir söz vardı:" Genç nesli değil, kendinizi suçlayın. Siz nasıl yetiştirdiyseniz, gençler de öyle olacaklar." Ne kadar da haklı bir laf... Çocuklarını dinlemeyen, onları önemsemeyen, bireyselleştiğini fark etmeyen bir aileden gelen ilgisiz bir çocuğa eğitim ve öğretim o kadar zor ki.. Öncelik aile eğitimi diyorum her zaman dediğim gibi. Ruhlarında aydınlık olmayan insanlar nasıl bir yola ışık tutabilirler ? ya da o yolda yürüyenler yolun sonuna nasıl ulaşabilir sormak istiyorum? Bunlar benim nacizane görüşlerim. Okuyan herkese minnettarım. Görüşleriniz ve fikirleriniz benim için çok önemli bu konularda ne yapılabilir aydınlanma için napabiliriz benimle paylaşırsanız memnun kalırım. Herkese iyi okumalar diliyorum.
kamera
Beyaz Zambaklar Ülkesinde
kamera
Grigory Petrov
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.8/10 · 69,1bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
240 syf.
·
8 günde
·
8/10 puan
Hayatın Mimarları
kamera
Grigory Petrov
, herkesi çeken bir anlatım biçimi olan usta bir papaz iken, dönemin en çok okunan yazarlarından birine dönüşmüştür.Büyüklüğünü mukayese etmek amacı ile kıyaslandığı kişilerden birinin
kamera
Lev Tolstoy
olduğunu söylemek sanırım yeterli olacaktır.Kiliseyi eleştiren bi mektuptan dolayı papazlıktan yani kiliseden kovulması olayı onun ünlenmesini sağlamıştır.Rusya dan kitapları ile alakalı olarak yasaklar yemiştir.Birçok ülke gezmiş, konferanslar vermiş ama en çok Finlandiya ya aşık olmuştur.Kısa süre ülkemizde Gelibolu da yaşamıştır.
kamera
Beyaz Zambaklar Ülkesi,
Türkiye de ve Bulgaristan da en çok okunan kitaplardandır.Kitap ülkemize de Bulgaristanda yaşayan Türkler vasıtası ile girmiş ve ilgi çekmiştir.Çağdaş Türkçe ile yayınlanan kitaplar içinde en cok satan kitaptır.1928 de ilk çevirisi yapılmış kitap, Atatürk ün gençlere önerdiği 5 kitaptan da biridir.İlk çeviri
kamera
Ali Haydar
yapmış ve bu çeviri çok beğenilmiştir.Koridor yayıncılık iyi çıkarmış ben beğendim arkadaşlar.Tam metin ve resimli.Çeviri iyi. Kitap, Zidari Jivota ismi ile 1923 de Sırpça yazılmıştır.1925 de ise Bulgarca V stranata na belite lilii adıyla yazılmıştır.Yani Beyaz Zambaklar Ülkesinde.Yazar Petrov, kitabın basımını görmeden vefat etmiştir. Kısaca kitap Finlandiya halkının cehaletle savaşını ve geldiği son noktayı anlatarak bizlere ders çıkarmamızı amaçlayan bir etki ile anlatımını sürdürüyor.Snellman ve diğer önemli Fin aydınlarının mücadelesi anlatılıyor. Kitapta gerçek ve hayali kişiler.Gercek ve hayali olay ve hikayeler vardır.Yazar, Finlandiya yi baştan sona gezmiştir ve bu ulkeyi cok iyi bilmektedir. Kitabın başında Finlandiya nın kısa bi tarihi yer alır.Rusya dan umudunu kesen Petrov, diğer vatanı bildiği Bulgaristan ve Yugoslavya dan da böyle faydalı vatan aşığı kişilerin çıkmasını istediğinden bu kitabı yazmıştır. Kitap, Mene,Tekel,Peres diyerek başlar.Yani eski devletin kaçınılmaz sonunun habercisi bir yazı ile. Ülkenin güçlü veya zayıf olması sadece yöneticilerin değil herkesin sorunudur.Tolstoy a göre hayatı yönlendiren ve akışını belirleyen halktır.Ama Petrov a göre ise o ülkeden çıkan kahramanlardır.Anladığım kadarı ile Atatürk ü etkileyen kısımda bu bakış açısı olabilir. Petrov, Habil ve Kabil olayının Finlandiya da bir tiyatrosuna katılır ve bu gösteri onu çok etkiler. Kitapta genel olarak peki neler der bizlere:Halk nasılsa onu yönetenlerde öyledir.Eğitmen ve din sınıfı çalışanlarına Snelman önem vermiştir.Dinsizlik, manevli fakirlik ve hastalıklı ruhtur demiştir.Memuriyetle alakalı işinizi kazandığınız parayı hak ederek yapın der.Askeriye ile ilgili disiplin ve insanlara birşeyler katabilecek ortam olarak bahseder.Subaylara özel bi parantez açar.Önce kendinizi geliştirin der.Futbol İngiliz kültürüdür ve vatana bi faydası yoktur der.Anne babalar önce gençleri eleştirmeden kendilerini eleştirsinler der. Hangi işi yapıyorsan yap o işte en iyisi olmaya çalış der. Halka verdiğin hizmet küçük olsun, büyük olsun önemli değil sadece vermeye devam et diyor.Halk anlamaz, yapamaz, beceremez diye düşünme çabala ve vermeye devam et diyor. Kitap, genel anlamda ülken için yap, ülken için çabala, bizden bir yol olmaz deme, bak yapamıyorlar deme, ağlama, şikayetlenme, hırslan ve geliştirmek için işin ne olursa olsun bir adım at diyor. Kitabın niyeti iyi, amacı iyi.Güzel anlatılmış. Puanım 8.
kamera
Beyaz Zambaklar Ülkesinde
kamera
Grigory Petrov
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.8/10 · 69,1bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
203 syf.
·
Beğendi
·
8/10 puan
Grigory Petrov tarafından kaleme alınan Beyaz Zambaklar Ülkesinde eğitimin gücünün konu bir toplumu yükseltmeye geldiğinde sınır tanımadığını anlatıyor. Kitap tam bir umut kaynağı oluyor okurlara. Bir ülke nasıl bataklık ülkesinden beyaz zambaklar ülkesine evrilebilir? Bu süreçte eğitimin gücünün sınırı nedir? Hangi yollar izlenmelidir? Bir ülkenin yükselmesinde rol oynayan etkenler nelerdir? İdeal bir eğitim sistemi nasıl olmalıdır? gibi soruların cevaplarını buluyorsunuz. Yeni fikirlere, yeni anlayışlara, yeni yaşam düzenine sürekli açık olan bu modern dünyada, değişimden korkmamalı ve degişimin üstüne gitmeli. Değiştirmeli ve geliştirilmeli. Keyifli okumalar...
kamera
Beyaz Zambaklar Ülkesinde
kamera
Grigory Petrov
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.8/10 · 69,1bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
;