Sondan başlamak gerekirse, ne saf ne sevgi dolu bir sondu! O kadar kaptırdım ki duygulara kendimi, sanki tüm bedenimle birebir hissettim hepsini. Birini gerçekten sevmenin samimiyetini, ne olursa olsun onun için en iyisini istemekten başka ne açıklayabilirdi ki? Dostoyevski’ye gelince hayalperestliği öyle bir anlatmış ki, gençlik yıllarında nasıl bir dünyası olduğunu tahmin etmek çok zor olmasa gerek. Öyle ki yoksulluğun başka bir dünyayı nasıl zengin ettiğinin anlatımı şaşırtıcı olmakla birlikte hayranlık verici de!