Narsist bir kişilik kendinin dışında hiçbir insanın duygusuyla ilgilenmez. Asla empati kurmaz. Menfaatleri doğrultusunda her insan onlar için bir araçtır…
Bugün sizleri içinizdeki çocukla yüzleştirecek bir kitapla geldim. @11yasindakiadam ’ın yazdığı “11 Yaşındaki Adam”, insanın kendi içine bakmaktan kaçtığı anları önünüze koyan o sert ama bir o kadar kırılgan romanlardan… Cengiz Karayıldız, daha ilk sayfalardan itibaren 11 yaşında kalmış bir çocuğun yarım bırakılmış çocukluğunu, annesinin kaybıyla açılan o dev boşluğu ve babanın sevgisizliğiyle derinleşen kırıkları öyle sakin ama sarsıcı bir dille anlatıyor ki okurken içinizde yıllardır konuşmayan bir ses yeniden uyanıyor. Karakterin iç dünyasında dolaşırken karşınıza çıkan “yedi başlı canavar” metaforu, aslında bastırdığımız korkuların, travmaların, bitmeyen huzursuzlukların sembolü… Ve bir yerden sonra kendinize şunu sorarken buluyorsunuz: (en azından ben sordum) Hangimizin yedi başlı canavarı yok ki? Çünkü hikâye ilerledikçe o canavar sadece ona değil, bize de ait oluveriyor. Sonuçta hepimizin çocuklukta kalan bir yanı vardır. Romanın en çarpıcı tarafı, isimlerin ve mekânların özellikle belirsiz bırakılması; böylece karakterin yalnızlığı bir anda evrenselleşiyor, sanki herkesin çocukluğundan bir parça bu hikâyeye sızıyor. Annesini kaybetmiş bir çocuğun içindeki boşluk, dünyayı anlamlandırmaya çalışan o kırılgan ruh, yetişkinlikte bile kapanmayan bir yara gibi sayfalarda dolaşıyor. Hikâye biraz da bizim içimizde büyüyememiş yanların hikâyesi gibi. Kitabı okurken kendi çocukluğunuzu düşünerek satır aralarında dolaştığınızda gözlerinizin dolması kaçınılmaz oluyor, dedim ya bu tarz kitaplar insana ayna hissi veriyor çünkü. Ayrıca kitapta yer alan Narsist insanların zararları da oldukça etkili aktarılmış. Herkesin içindeki yedi başlı canavarı öldürebilmesi dileğiyle. İyilikle ve kitapla kalın.
11 Yaşındaki AdamCengiz Karayıldız · İkinci Adam Yayınları · 20257 okunma