"Çünkü sadece ölülerin yası tutulmaz, dilekleri gerçekleştirmek uğruna feda edilen yıldızların da yası tutulur"
Uzadıkça uzayan saniyeler boyunca gözlerimin içine baktı ve sonunda gözünden bir damla yaş süzüldü.
Çünkü yüz yıl boyunca bir yıldızı seyrettin, yüz yıl boyunca o yıldızın senin için kaybettiğin her şeyi kazanacağı günü bekledin ve o gün geldiğinde...
-O yıldızın sönmesine izin verdin-
Çünkü bize kimse söylemedi ama hepimiz biliyorduk,
"Dilek tutmak için kaymasını beklediğimiz o yıldızların çoktan sönüp yittiğini."
"Seni duydum," dedi bir adım daha yaklaşarak.
"Duymuyorsun."acı içinde mırıldandım ama hafifçe gülümsemeyi başardım.
"Neden benden sakladığın çok şey varmış gibi hissediyorum?"
Bir şey söylemedim.
"Nova, bir gün benim iyiliğim için benden uzak durman gerekirse bunun benim için iyilik olmadığını hatırla, olur mu?"
Elmas gibi parlayan kar tanelerinin ışığı sıcaktan yoksundur Ateş Lordu, güneş ışıklarına benzer mi sandın? Hala eriyen kar taneleri sıcağı vaat eder, baharı çağırır mı sanıyorsun? Bazı ülkelere hiç yaz gelmez, yine yanılıyorsun.
"Ödediğin bedeller yetmedi mi?"
Hiç görmemiş birine göstermek uğruna avucunun içinde sımsıkı tuttuğu kar tanesi, kilometrelerce koştuktan sonra erimiş gibi gülümsedi.
"Seni kaybettiğim gece kazandığım kanatlarım yük oldular bana."
Tırnakları avuçlarını kanatsa da sımsıkı tutmaktan vazgeçmediği eli yanına düştü şimdi, kar tanesinden geriye kalan birkaç damla parmaklarından yere dökülüyor.
Yetişememek böyle hissettiriyor.