Okumak kendi hayatımızın dışındaki hayatları da yaşayabilmemizi sağlar. Tek odalı bir kulübeye benzeyen zihnimizi malikâneye dönüştürür. Kısacası, okumak aslında telepati ve zaman yolculuğudur. Herkesle ve her yerle, bütün zamanlarla, hayal edilmiş olan her şeyle aramızda bağlantı kurar.
Belki de başından beri imkansızdı. Uzayda dönüp duran bir kayanın üstünde yaşamanın ne kadar garip olduğunu hiç düşünmeyişimiz; belki de esas komik olan buydu. [...] İmkânsız hayat. Her an hatırlanması gereken bir şans.
Esas nadir bulunan, aşktan daha çok arzuladığımız bir şeydir. Anlaşılmak. Eğer anlaşılmıyorsak, sevilmenin de bir anlamı kalmıyor. Böyle insanlar kendi zihinlerinde yarattıkları, sen olduğunu zannettikleri bir fikre âşık oluyorlar. Onlar aşka âşık. Kendi âşık hallerine. Ama anlaşılmak. Yalnızca o da değil, anlaşılmak ve anlaşıldıktan sonra kabul edilmek. Mühim olan bu.