Bireysel çıkarlarının sınırları içinde kaldığı sürece insan, hayatında anlam bulamaz. Anlam için “biz”i keşfetmesi lazım. “Biz”i keşfeden ve kendi potansiyelini geliştirmeye niyet eden insan ise çıktığı yolculuktan hiçbir zaman pişmanlık duymaz.
Kişi, hayatındaki en önemli kişinin kendisi, en önemli tanıklığın da kendi tanıklığı olduğunu fark edemezse hiçbir zaman hayatla ilişkisini doğru kuramaz.
Yaşamında kendin olarak var olduğun zaman için bilir; sesin, bakışın, yürüyüşün, gülüşün, tüm bedenin bunun sinyallerini verir. İçinde bulunduğun hâl kötüymüş, acı çekiyormuşsun, şu bu… Ama sapına kadar kendinsin, kişisel bütünlük içindesin. “Ah!” diye inlerken bile içinde bir şükür duygusu vardır. Sapasağlam kendinsindir, acın da sensindir.
Bu ülkede içindeki çocuk utanca boğulmuş o kadar kadar insan var ki! Ben onlara “yetişkin çocuklar” diyorum. Bunlar kötü insanlar değiller ama her türlü kötülüğü de yapabilirler.