…”Herkes vatana babasından daha fazla saygı duymalı,itaat etmeli ve o öfkelendiği zaman gönlünü almaya çalışmalı.Ya kanaatini değiştirmesi için onu ikna etmeli ya da emrettiklerini yerine getirmeli ve onun emriyle dayak yemeyi,zincire vurulmayı,yaralanmak ve ölmek üzere savaşa gitmeyi hiç itiraz etmeden kabullenmelidir.Bütün bunlar yapılmalı, doğrusu da budur.Askere alınmaktan kaçmamalı, düşman karşısında geri çekilmemeli, birliğinden firar etmemeli, savaşta olduğu kadar mahkemelerde ve başka her yerde vatanın ve kentin emrettiği her şeyi yerine getirmeli ya da bu emrettikleri doğru görünmüyorsa yasal yollarla onu doğru olmadıklarına ikna etmeye çalışmalıdır. Ama anneye, babaya ve özellikle vatana karşı şiddet kullanmak büyük saygısızlıktır.”
Kriton,keşke çoğunluk en büyük kötülükleri yapabilseydi,o zaman en büyük iyilikleri de yapabilirdi. Ne iyi olurdu! Aslında ne birini,ne de diğerini başarabiliyor.Çoğunluk bir insanı bilge yapamadığı gibi,aptal da yapamıyor, rastgele davranmakla yetiniyor.
Ölüm şu iki şıktan biridir:Ölüler ya hiç var olmaz ve hiçbir şey hissetmezler ya da söylendiği gibi ölüm bir değişimdir,ruhun buradan başka bir yere göç etmesidir.Hiçbir duygunun faaliyette bulunmaması,uyuyanın hiçbir rüya görmediği derin bir uyku olması durumunda,ölüm muhteşem bir kazanç sayılabilirdi.
Kendimi şimdi savunduğum şekilde savunduktan sonra ölmeyi,yalvarıp yakararak ölümden kurtulmaya yeğ tutarım.Mahkemelerde ve savaşta,ne ben ne de başkaları,ölümden sakınmak için her şeyi yapmayı göze almalıdır.Gerçekten de,özellikle savaşlarda,birinin silahlarını bırakıp canına kast edenlerin ayaklarına kapanması durumunda kolaylıkla ölümden kurtulacağı açıktır.Her tehlike türü için ölümden sakınmanın birçok farklı yolu vardır,yeter ki tehlikede olan kişi her şeyi söyleyecek ve her şeyi yapacak kadar utanmaz olsun.Ancak beyler dikkat edin: Ölümden sakınmak o kadar zor değildir, zor olan kötülükten sakınmaktır, çünkü kötülük ölümden daha hızlı koşar.