Madde 184:
Kin, karaciğerin alt bölümünden gelen sarı safra ile dalaktan gelen kara safrayı kalpten atardamarlar yoluyla bütün toplardamarlara gönderir; keder ise, toplardamarların kanını daha az sıcak kılar ve normalden daha yavaş akmasını sağlar; bu da tenin renginin yeşil bir hâl almasına sebep olur. Fakat safra, sarı olsun, kara olsun, başka birçok sebeplerle toplardamarlara gönderildiği için, çok büyük olmadığı ve uzun süre devam etmediği taktirde, onları yani sarı safrayı büyük miktarda örtmez; bundan dolayı da, kendilerinde bu renk görülen bütün kimselerin hasede eğilimli olduklarını düşünmek gerekmez.
Madde 156:
Yüce gönüllü olanlar doğal olarak büyük işler yapmaya, ama yine de muktedir olmadıklarını hissettikleri işlere atılmamaya eğilimlidirler.
Tutkularına, özelikle de arzulara, kıskaçlığa ve hasede tamamıyla hakimdirler, çünkü çok arzu etmeye layık olacak kadar değerli olduklarını düşündükleri hiçbir şey yoktur ki edinilmesi ellerinde olmasın.
Nankörlüğe gelince; o, bir ihtiras değildir. Çünkü doğa, bize, onu uyandıracak hiçbir hayvan ruhu hareketi koymamıştır; fakat, sadece, minnettarlığa doğrudan doğruya zıt olan bir kusur veya eksikliktir. Çünkü minnettarlık, daima, bir erdemdir ve insan toplumunun belli başlı bağlarından biridir; dolayısıyla da nankörlük, ancak, kaba ruhlu ve aptalca küstah kimselere vergidir.