“Haz, heyecan ve tutku yaşandıkça tükenir, yok olur; dolayısıyla hazza odaklı insan, her defasında doyuma ulaşmak için dozu arttırmak zorunda kalır. Tıpkı bağımlılıklarda da olduğu gibi. Duyumu ancak hazının dozunu arttırarak ulaşmaya çalışır. Haz odaklı insanın içi boşalır, hızlı tükettikçe ve daha fazlasına yönelerek tatmin aramaya devam ettikçe, kendi de azalır, kendi de tükenir. Ne var ki sevgi öyle değildir. Hatta tam tersidir. Sevgi paylaşıldıkça çoğalır, buyur ve gelişir.”
“Karşınızdaki insanı tanımak, onu bilmek, anlamak, onun olduğu halinin tam olarak farkında ve bilincinde olmak, son derece sağduyulu bir eylem. İdealnizdeki gibi olmayan insanı idealinizdekine dönüştürmeye çalışmak, şartlarını zorlamak tabii ki sizi de ilişkiyi de yorar, üstelik iki tarafa da zarar veren, tüketen bir sürece sokar.”
“Kaktüsü dikenleri ile sevmek için kaktüsün doğasını bilmek gerekir, yapısını anlamak gerekir, varoluş şartlarını öğrenmek gerekir. Dikenleri var diye, bir hanımeli kadar güzel kokmuyor diye, bir kasımpatı kadar renkli değil diye, dikenleri batıyor diye, verdiğiniz suyu almıyor diye, fazla sudan dolayı çabuk çürüyor diye kaktüse kızamazsınız. Onu diğerleri gibi olmakla suçlayamazsınız ya da diğer çiçeklerde gördüklerinizi ondan talep ederek kaktüsün şartlarını zorlayamazsınız, onun yaşamsal koşullarında azıcık değişiklik yaptığınızda kaktüs ölür.”