1000Kitap Logosu
Resim
Müthiş Psikoloji

Müthiş Psikoloji

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
7.5
2.219 Kişi
8,3bin
Okunma
213
Beğeni
10,9bin
Gösterim
Unvan
Psikolog ve Psikiyatristlerden oluşan bir ekip
184 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
7/10 puan
Kitabı çok beğendim sizlere de okumanızı tavsiye ediyorum. İçeriği gayet hoş dizayn edilmiş ve hiç de sıkıcı değildir. Kitap bizlere şunu gösteriyor; gerçekten sevginin ne olduğunu biliyor muyuz? İnsanlara yada başka şeylere duyduğumuz şey sevgi mi? Duyduğumuz şey sevgi ise bir kusurumuz var mı? Bunları düzeltmeye ve bu sorulara cevap vermeye yönelik oluşturulmuş bir kitaptır. Bir kişiyi severken kendimizden ve sınırlarımızdan ödün vermemeyi, gerçek sevginin düşünce, bilgi ve emek işi olduğunu kitap boyunca vurgulamıştır. Duyduğumuz sevgide düşünce kusurlarımız varsa ve bu kusurlar sevgimize ve kendimize yada karşı tarafa zarar veriyorsa bunu düzeltmeye çalışmıştır. Bence etkili de olmuştur. Sizlere de tavsiye ediyorumm.
Müthiş Psikoloji
Sevme Kusurları
Sevme Kusurları
7.9/10 · 1.302 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
176 syf.
·
1/10 puan
Bu kadar kolay mı yaa...
Bu sıralar yıllık hedefimi tutturmak için yoğun şekilde kitap okumaya başladım. Elime aldığım kitabı tek oturuşta ve bitirmeden bırakmıyorum. Bunu da bitirmek zorunda kaldım ama bir de bana sorun... Kitabı birkaç iyi yoruma güvenerek almıştım ama sonra anladım ki aynı kalemden çıkmış farklı sitelerdeki reklam amaçlı yorumlarmış. Ben de bu yazıyı şimdi her sitede paylaşacağım. Ben böyle kötü çok az kitap okudum. Zaten sürekli kendini tekrar ediyor. İşin özü hayır diyebilmek. Ama kitapta bir kere ahlak kelimesi geçmiyor. Her milletin özgün kültürü vardır ama bu dikkate alınmamış hele ki Türkler hiç dikkate alınmamış. Bu ülkenin kültürüyle hayır kelimesini yoğurmak yerine sadece her önünüze gelene hayır diyin geçin yazılmış. Bazı işleri de hayır demek için değil "hayrı" olsun diye yapmak lazım. Mesela bizde birinin cenazesi veya düğünü varsa bizden ricaları olabilir, getir götür işleri yapabiliriz. Bunu etik değerleri olan birisi hayır diye kolayca geri çeviremez. Ayrıca o işleri yaptığımızda daha huzurlu hissederiz. Özgür olmak adına hayır demekle de her zaman huzura kavuşamayız. Bu kitaba göre hayır diyin geçin. Ayrıca kendi verdiği örnekler de mantıksız. Mesela; yumurtanı rafadan mı omlet mi kayısı kıvamında mı yersin diye sorulduğunda, biz fark etmez diyorsak, hayır demeyi bilmiyormuşuz...Öyle mi? Burada hayır demek için önemli olan yumurta yemek istemiyorum diyebilmektir. Eğer fark etmez diyorsak bu, yumurtayı sevdiğimiz içindir. Otobüste kimsenin size temas etmesine izin vermeyin yazıyor. Bunu İstanbul'da bir deneyin bakalım. "Rahatsız oluyorsan git taksiye bin" kavgasını göze alamazmışız. O zaman otobüse binmeyin kavga etmeyin herkes taksiye binsin, özgürlüğümüz bu bedelini de kitabı yazanlar paylaşır değil mi? Komik...
Okuyacaklarıma Ekle
184 syf.
·
8/10 puan
Hem Güzel Hem Dikkat Gerektiren
Sevgi ile ilgili kendine has tanımları olan bir eser. Kapitalizm para kazanmak için "sevgiye" belirli tanımlar getirmek zorundadır. Kadının kuaföre gitmesi, para harcaması, dişi gösteren kıyafetler alması, arzulanabilir olması ve nihayetinde birilerinin cebine para doldurabilmesi için ; sevginin tanımları birilerinin menfaatleri ölçüsünde yeniden dizayn edilip duruyor. Dünya da ölüm var değil mi ? Hangimiz ölümün bilincinde yaşıyoruz peki ? Garanti öleceğini bilip bu rahatlıkta yaşamanın izahı var mı? Bu kadar zaman ve sağlık mefhumlarını hoyratça kullanmanın izahı var mı? Elbette yok. Ancak insan bildiği ölçüde bir şeylerin değerini bilir. Çoğu insan bir hayvanın azıcık evrimleşmiş halinde, çalışır, yer içer, tv izler, para kazanır çocuk yapar üniversite okur, evlenir falan filan, klasik bir insan hikayesi rolünü oynar ve ölür gider. Yani kendisine hayat diye tanımlanan ve tarifi yapılan şeye hiç itiraz etmeden direk onu yaşar ve ölür gider. Düşünmeyen hiç bir canlı yaşıyor sayılmaz. Doğal olarak ta toplumun yüzde 5 i düşünür yüzde 95 i klasik tariflerle yaşar ve ölür. İnsanın hikayesi böyledir. Doğal olarak bu yüzde 95 lik kitlenin birbiri ile anlaşabilip hayat sürmeleri içinde hepsinin üzerinde mutabık olacağı, ve küresel sermayelerin cebine para kazandıracak klasik bir sevgi tanımına ihtiyaç oluyor. Sırf birilerine kendisini sevdirebilmek için yıllarca kendini parçalamış insanlarla dolu ortalık. Sevgi satın alma çabalarıyla ömrünü heba etmiş, birilerinin gözünde değerini arttırabilmek için didinmişte didinmiş insan dolu ortalıkta. Düşünsenize siz ve ben ikimizde öleceğiz. Ama ben kendi değerimi konumumu pozisyonumu, ederimi anlayabilmek için " seni " kendime noter ilan ediyorum. Sen bana ne dersen öyle hissedeceğim, bende sana ne dersem sen öyle hissedeceksin. Birbirimizin puanlama sistemi olmuşuz ancak neye göre puanlar vereceğimizi bize öğreten birileri var. İyide ikimizde öleceğiz. İkimizde bu oyundan çıkacağız. Bize değerimizi birbirimizin ölçmesi için belirli ölçme yolları ortaya koyuyorlar. Bu tanımları onlar yapıp bizlerde bunları uyarak birbirimizin gözünde değer kazanma savaşı veriyoruz. * Benim şu statüm var görüyor musun diyoruz karşımızdakine ? Oda içsel olarak evet bir standardın var senin, paran var seninle görüşebilirim diyor. * Ben markalardan ürün alıp giyindikçe "sen" bana bugün çok hoş olmuşsun diyorsun. Bende şunu düşünüyorum, demek ki ben bugün hoş ve güzel olmuşsam para harcamam gerekiyor. Bir insana bugün çok güzelsin dediğinde şunu dersiniz " diğer günlerde güzel falan değildin, bugün güzelsin". Doğal olarak bu insanlarda sürekli harcamaya, sürekli kuaförler, arabalar, telefonlar ,saç modelleri, estetikler, onlar bunlar şunlar derken köle gibi ömürlerini sırf "siz" onu değerli bulabilesiniz diye heba eder. Oku adam ol, adam yerine koysunlar, Kazanırsan dostun çok olur, karın sever çocukların sever. Hiç dikkatinizi çekiyor mu? Zengin adam karısını aldatıp başka kadın aldığında "çocukları" babasını terk etmiyor. Hatta zengin adama toplum bunu yakıştırıyor. Medyanın yaşlı zamparalarını görüyorsunuz, kendisinden 20 yaş küçük kızlarla takılıyorlar. Şimdi bu insanları seviyoruz, takip ediyoruz. Bu mahalleden belediyede çalışan bir abi olsa "şerefsiz" diye tanımlanmasını öğretende yine o toplum size. Çünkü parası olan hak ediyordur "bilinç altında". Sonuçta "ölüm var". Eee ne olacak? Ne yaşarsan yaşa, fakir veya zengin ol ne fark eder ? Sonuçta birilerinin ne dediği seni kurtarmayacak. Ama sen birilerinin dedikleri için ömrünü bitirdin. İşte bunlar klasik yüzde 95 insan motifi, bu abiler ablalar hırslarının kölesi olmuş, amaçları gayeleri idealleri olmayan, dünyaya gelmiş ona diğerleri tarafından doğru olarak tanımlanmış yalanların içerisinde kaybolmuş şekilde yaşayıp gidecekler. Bu kitap ile ne alakası var bunun diyebilirsiniz. Bu kitapta bahsedilen sevgi gerçek olan sevgi. Yüzde 5 insan kitlesine uyum sağlar. Geriye kalan yüzde 95 buna uyamaz. Ondan nitelikli bir insan kitlesinin doğru anlayabileceği bir içerik barındırıyor. Sohbet havasında ama mesajlarını net ve sert veriyor. Sevgi neydi gerçekten? Sana filmlerde ve mahallende öğretilen mi idi ? Yoksa ruhunun bir türlü bulamadığı o eşsiz derinliğin mi? Gerçeklerin zor yaşandığı bir ülkede bu kitabı okuyupta ; gerçek sevgi muhalefeti yapmayın. Sokakta karşılığı olmayan bir eser bu. Sokakta para konuşur, estetik konuşur, bacaklar konuşur, vücut yapmış erkekler konuşur, arabalar eşyalar, gösterişler konuşur. Yani ticaret ve menfaat konuşur. Kadın bedenini süsler ve arzulanır hale getirme savaşı verir, erkek ise onu satın alacak parayı kazanıp onu almak ister. Olay bu kadar basit ! Cebinizdekine göre yaşarsınız diye öğreten bir küresel güç var. Instagram' yapılanların hepsi para ile. Sende bu yarışa girip kendini ne kadar iyi pazarlarsan orada " ona göre" müşterin olur. :) Biraz gerilmiş olabilirsin. Ben ruhunu üç beş kuruşa satan insanları görünce ister istemez sinirleniyorum. Okumanızı tavsiye eder miyim okuyun, ama sonra kendinize ben ne yaşıyorum diye sorgular bulmayın :) Bir tek eleştirim olacak ; Kitabı yazan grup bazı tekrarlara düşmüş olmasına rağmen sırıtmamış. Sadece çok fazla sert fikirlerin olduğu kısımlar dikkatimi çekti. Bir insan psikolojik olarak bağımlı olabilir, ailesinden eksik ve kusurlu yetiştirilmiş olabilir ve bazı şeyleri sevgi sanmış olabilir, öyle öğretilmiş olabilir. İnsanız ve yetiştiriliyoruz kusurlarımız hatalarımız eksiklerimiz elbet olacak. Bir kadının bir erkek tarafından aldatılmasından bahsederken , illa kadının onu terk etmeyişini ayrılmayışını küçümsemesi, bağımlısın işte ondan bu haldesin gibi alaycı bakışı rahatsız edici geldi bana. Her insan hayatta hata yapabilir, önemli olan bu hataya düşme sebebi ve hatasını anlayıp bunu tekrar etmemesi. Her hata yapanın kafasını keserseniz dünyada insan kalmaz. Kadınlara aldatıldığınızda terk edin mesajı veriyor. Cem Keçe aldatma hususundaki yazısını okumadan bu tarz aldatma reflekslerine dalmamak gerek, Bir yerde deprem olduğunda her insanın tavrı aynı olmaz. Birisi donup kalırken diğeri ağlar ortalığı yıkar. Yani herkesin duygusal travmalara verdiği tepkiler farklı olabilir. Her aldatan aynı sebeplerle aldatmaz, bazıları şuurunu yitirir bazıları aklını kaybedip böyle şeyler yapabilir, önemli olan insanın Allah katında olduğu gibi tövbe etmesidir. Sen kendini Allah gibi görüpte ben "affetmem" egosuna büyüklüğüne sığınarak yarın öbürgün işlediğin günahlardan dolayı Allahtan nasıl af dileyeceksin? Allah bile kuluna karşı bu kadar merhametli davranırken, sen hayır affedemem derken aslında "egonu ve haset tarafını" susturamayan insan olmamaya dikkatli olman gerekiyor. Ayrıca bu aldatma miti de son dönemlerde popüler oldu ve öne çıkarıldı 30 sene öncesi bu ülkede bu kelime pek kullanılmıyorken bugün sadece aldatma kelimesi "çiftlerin birbirlerini karşı cinsle" yasak ilişki yaşaması olarak tanımlanıyor. İthal edilmiş ve dizilerde parlatılmış bir kelime. Yani tek anlamı üzerine çok çalıştılar. Bunu bu şekle bu tanıma sokan, evlilikte seni bir başkası ile aldatmıyorsa mutlusun tamsın duygusunu sana öğreten birileri mi var ? sechaber.com.tr/aldatmanin-10-sekli... Bu yazıda yer alan diğer aldatma şekilleri peki? Bir insan hayatta size bir hata yapabilir, şuursuzdur bilinçsizdir veya neden bunu yaptığının duygusal tarafı çok önemlidir. Önemli olan tekrar etmemesi ve bundan duyduğu pişmanlıktır. Bu kadar merhametsiz olmayın hayatta. Bu dünyayı merhamet ve sevgi yaşatır. Elbet insana kendisini kötü hissettiren bir duygudur, inkar etmiyorum. Bir hatanın otopsisini yaparken size akıl verenlere değil hislerinize bakın, kocanız veya karınız sizi aldatsa hemen nefret eder kin kusar veya öldürmeyi düşünürsünüz, neden egolarınız incinmiştir. Peki çocuğunuz karısını veya kocasını aldatma aynı şiddette hisseder misiniz? Hissetmezsiniz. Çünkü merhamet ! Merhamet edin ki merhamet göresiniz hayatta. Bu kitabı okuyanlarda Kutsal Kitap havasında okumasınlar. Tespitleri değerli, Merhamet Barındırmayan, tepeden emirler yağdıran ama doğru tespitler olduğunu söyleyebilirim. Sevgi emekti diyor. Ama birisine emek nasıl verilir, bir insan nasıl sevilir bunu halen öğretebilme becerisine erişememiş olduğunu da itiraf etmem gerekiyor. Kalp işte orası senin yerin. Hesap kitap yaparak gerçekten sevemezsin.. Kalbinde yaşa Kalbinle Yaşat...
Sevme Kusurları
7.9/10 · 1.302 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.